
SAYIN ADNAN OKTAR'IN 8 MART 2008 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR: Her düşünceye, her görüşe sevgiyle, şefkatle yaklaşmak lazım... Bu
vatan hepimizin, bir arada olalım. Ateist olmak isteyen ateist olsun,
dindar olmak isteyen dindar olsun, Museviler de başımızın tacı
kardeşlerimiz, gitsinler sinagoglarda ibadet etsinler. İftihar ederiz,
gideriz yemeklerini yeriz, evlerine gideriz, Yani bunlar rahatsız
edecek şeyler değil.
ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği'nin sanat anlayışı, modernlik anlayışı, birlik ve
beraberlik olma ruhu çok güzel. İlerlemeci, bilime ve teknolojiye önem
veren yönü çok güzel. Ama dinle ilgili, İslamiyet'le ilgili hatta
Hıristiyanlık ve Musevilikle ilgili görüşleri çok acımasız ve demokrat
düşünceye hiç uymayan bir yapıda. Okullarda bir Musevinin çok rahat
dinini yaşayabilmesi lazım, devlet kurumlarında dinini yaşayabilmesi
lazım. Aynı şekilde bir Hıristiyanın ve aynı şekilde bir Müslümanın da.
Din üzerindeki baskının tamamen kalkması gerekiyor. Avrupa Birliği'nin
temel hatası ve temel yanlışı burda.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI
(2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Türk İslam Birliği bizim anlattığımız. Sevgiye dayalı, ırkçılıktan
uzak, büyüklük iddiasından uzak. Büyük olan Allah'dır, biz kuluz. Bütün
milletleri seven, onları da koruyup kollayan, Hıristiyanlara,
Musevilere kucak açan, onları Türk İslam Birliği'nin içine almak için
can atan bir düşünce. Daha önce böyle değildi. Türk Birliği
iddiası vardı. Biraz kafatası düşüncesi var içinde. En büyük, en güçlü
ırktır, dolayısıyla diğer ırklar hiçtir gibi mantığa
götürebiliyorlardı. Halbuki öyle birşey yok. Bütün ırkları Allah
yaratıyor. Hepsi bizim kardeşimizdir. Türk İslam Birliği içerisinde
Rusya ihya olacaktır. Ermenistan'ın zaten Türk İslam Birliği'nin
içerisine girmesini istiyoruz. Gürcistan'ın Türk İslam Birliği
içerisine girmesini istiyoruz. Hatta İsrail'in de Türk İslam Birliği
içerisine girmesini istiyoruz biz. Bizim Karaim Yahudilerinden bir sürü
Türk kardeşimiz var. Velev ki, Türk olmasalar da, Hz. Musa'nın
evlatları, Hz. İbrahim'in evlatları, peygamber nesli. Alınlarından
öperiz biz onların inşaAllah. Yeter ki Allah'ı coşkuyla sevsinler,
yeter ki helale harama dikkat etsinler, yeter ki, peygamberlere,
meleklere karşı saygıları, sevgileri devam etsin. Öyle olduktan sonra
zaten ayrımız, gayrımız olmaz inşaAllah.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI
(23 Nisan 2008)
Adnan Oktar: Ben Hıristiyanlara karşı ve Musevilere karşı her zaman
sevgi duydum ve şefkat duydum. Onların yemeklerine gidilir, evlerine
ziyarete gidilir, onların samimi olanlarıyla samimi dürüst
Hıristiyanlarla, samimi Yahudilerle her zaman dostluk arkadaşlık
bağlantısı olur.
Adnan Oktar: Ben hiç bir zaman için
antisemit olmadım. Museviler peygamber soyudur, mübarek bir soydur. Hz.
İbrahim'in Yusuf'un İshak'ın soyundan gelen bir nesildir. Ve Musevilere
karşı benim içimde her zaman bir sevgi muhabbet ve bir coşku olmuştur
onlara karşı da bir koruma hissi içerisindeyim. Hiç bir zaman için
onlara yapılan düşmanlığı muhalefeti kabul etmem ve buna karşı da
fikren mücadele veririm. Benim karşı olduğum ateist Siyonistlerdir.
Yani dinsiz imansız ateist Siyonistler. Benim mücadele ettiğim düşünce
budur ve bunların her türlü eylemi ve ideolojisi. Yoksa dindar
Musevilere karşı benim sevgim çok açıktır yani bunu her zaman
gösteriyorum dindar Hıristiyanlara karşı da aynı şekilde içimde
coşkuyla bir sevgi var. Onların Allah'ı sevmesi, Hz. İsa'yı sevmesi
bütün peygamberleri sevmesi çok çok güzel bir şey.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL ALAM, İRAN RÖPORTAJI
(23 Eylül 2008)
Adnan Oktar:
Aslında tek başına masonluk şeytanın dinidir. Yani bütün olay
masonluktan çıkıyor. Musevilik... bilakis Ehl-i Kitap'tır onlar,
onlarla evlenilebilir, yemeği yenir, kestiği hayvanın eti yenebilir,
selamlaşılır, ticaret yapılır, onları biz seviyoruz. Yani Musevilerle
bizim. Müslüman'ın bir alıp-veremediği olamaz, bilakis dosttur onlarla.
Ama asıl sorun ateist Siyonistlerdir, en tehlikeli olay budur, yani
masonların güdümündedir onlar, masonlar da onların güdümündedir, yani
şeytan bu iki sistemi birbirine kilitlemiştir, birbirinden ayrılmaz bir
güç bu. Bugün İsrai'de dindar Musevilere azap verenler ateist
yöneticilerdir. Mesela biz İsrail'de anti-darwinist, Darwinizm'i yeren,
Darwinizm'i eleştiren bir konferans yapmak istedik, ateist-Siyonistler
engellediler. Yani bu ne demek, biz diyecektik ki "Allah yarattı
kainatı" onlar diyor ki "hayır böyle değil, Allah yaratmadı, tesadüfen
oldu" diyor, tesadüfler, atomlar tek tek ilahtır diyor, bir bir
ilahlardan oluşmuştur, atomlar yarattı diyorlar. Biz de bunu orada
çürütmek istedik, fakat buna müsaade etmediler ateist-Siyonistler.
Demek ki hem Musevilerin karşıtı bu insanlar, hem Müslümanların
karşıtı. Onun için Müslümanların yapacağı şey, masonluğa ve
ateist-Siyonizme karşı mücadele vermektir. Fakat dindar Musevileri ayrı
tutmak, onlara şefkat ve sevgi duymak da çok önemli. Yani onları, onların içine karıştırmak çok yanlış olur.
Adnan Oktar: Türkiye öyle koparılacak gibi bir şey değil, yani çok büyük bir
lokmadır, öyle herkesin boğazına takılır Türkiye, öyle boğazdan geçecek
bir şey değildir Türkiye. Çok imanlıdır Türk Milleti, yüz elli yıldan
beri yıkmaya çalışıyorlar Türk Milleti'ni, evvelALLAH adeta granit,
yerinden bile kıpırdatamadılar, hiçbir şey yapamazlar. Ortadokslar
faaliyet yapıyorlar, yapsın, Ermeniler de yapsın, onlar bizim
kardeşimiz. Biz Müslümanları rahatsız eden bir şey olmaz ki bu, yani
çünkü bu bir komunist, Darwinist bir hareket değil. Museviler Sinagog
açsınlar, Ermeniler ibadetlerini yapsınlar, Ortadokslar, Katolikler
hepsi istedikleri gibi ibadetlerini yapabilirler, Türkiye Osmanlı kalıntısıdır.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL BAGHDADIA RÖPORTAJI
(30 Nisan 2008)
Adnan Oktar: Ben tabii din ile siyasetin ayrı tutulması taraftarıyım.
Bu düşüncedeyim ve laik sistem içerisinde, dinin anlatılması İslam'ın
anlatılması ve yaşanması, taraftarıyım bunda herkesin huzurlu olacağını
düşünüyorum çünkü bir toplumda dinsiz de vardır Yahudi de vardır
Hıristiyan da vardır. Onların da hakkı vardır. Onların da birinci sınıf
vatandaştır ve hatta değişik mezhepler vardır. Mesela Aleviler vardır
Caferiler vardır hepsi bizim kardeşimizdir. Hepsine derin bir muhabbet
duyarız ve onların hiç bir şekilde mağdur edilmesini gönlümüz kabul
etmez. Zaten ben o tip bir mezhep ayrımında Aleviyi Caferiyi de hepsini
bir görüyorum yani hepsini kardeşim olarak görüyorum. Bir de Ehli Kitap
Kuran'da belirtildiği gibi ehl-i kitaptır onlar. Ama onlar da bizim
Kuran'da kardeşimizdir, dostumuzdur. Onların da hakkı hukuku vardır.
Onlarda da dostluk ve sevgi bağı içerisinde yaşamamız gerekir.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL BAGHDADIA RÖPORTAJI
(5 Ağustos 2008)
Adnan Oktar: ...
Samimi bir Hıristiyan'a, samimi bir Yahudi'ye de şefkat ve sevgi çok
önemli. Yani onlarda Allah'ın bize bir emaneti, onlarda aynı Allah'a
inanıyorlar. Aynı peygamberleri seviyorlar. Onlara karşıda bir şefkat
ruhu çok çok önemli. Yani böyle hırsla ve kinle bakan bazı insanlar
var. Bu Kuran'a uygun değil. Peygamberimiz (sav)in sünnetine uygun
değil. Peygamberimiz (sav) zamanında Museviler son derece rahat
yaşadılar. Hıristiyanlar son derece rahat yaşadılar. Hatta
Peygamberimiz (sav)in bir cariyesi biliyorsunuz Hıristiyandı. Bu çok
çok çok yanlış olur. Yemekleri yenir. O insanlardan kız alınıp
evlenilebilir. Evlerine gidip yatıya kalırsınız. Sohbet edilir. Onlar
da Allah'ın yarattığı bir kul. Allah onların kaderini o şekilde
yaratmış. Onun için bu nifaktan kaçınma olayı. Samimi olma olayı
Müslümanların birbirini sevmesi ve son derece samimi olması çok çok
önemli.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI
(6 Ağustos 2007)
AL JAZEERA: Siyonizm?
ADNAN OKTAR: Siyonizm
de aynı şekilde. Eğer dünyaya hakim olmayı düşünen, diğer dinleri
reddeden, tek bir dinin hakimiyetini iddia eden, diğer insanları kabul
etmeyen bir ideoloji varsa ortada, tabiki ben buna karşı mücadele
ederim.
ADNAN OKTAR: Ama
böyle bir iddiası yoksa bir insanın, ona birşey demem. Ehli Kitaptır
Museviler. Yani kendi dinini yaşamak istiyorsa, kendi ülkesinde oturmak
istiyorsa istediği gibi oturur istediği gibi yaşar. Ona saygı duyarım,
ama "Bu bana yetmiyor, ben bütün dünyaya hakim olacağım ve bütün
dinleri ortadan kaldıracağım, sadece ben kalacağım diyorsa" bunu kabul
etmem tabii.
ADNAN OKTAR: Ben Ehl-i kitaba
karşı tabiki şefkat duyarım. Yani hristiyanlara da Musevilere de şefkat
duyarım. Ehl-i Kitabı Peygamberimiz (sav) zamanında da Müslümanlar
koruyup kollamışlardır. Ehl-i Kitaba İslamda bir düşmanlık yok. Onların
hakları savunulur, ülkesinde rahat rahat yaşarlar. İbadetlerini rahat
rahat yaparlar. Ama saldırgan bir tutum gösterirlerse savunur
Müslümanlar kendisini. Ama normal ibadetinde kendi halinde olan bir
Ehl-i Kitaba karşı kin ve nefret olmaz.
El Cezire: İsrail'den nefret ediyor musunuz?
ADNAN OKTAR:
İsrail'den nefret etmem diye birşey olamaz. Yani Ehl-i Kitap olduktan
sonra, Allah'ın o şekilde yarattığı bir kavimdir onlar. Yani
Musevilerin var olduğunu Allah Kuran'da belirtiyor. Böyle bir kavim var
ve bunların İsrailde yaşamaları son derece normal, yaşayabilirler.
ADNAN OKTAR: Yani
Kuran'ın söylemediği Peygamberimiz (sav)in yapmadığı bir şeyi biz
yapamayız. Kuran'da varsa Peygamberimiz (sav) böyle bir şey söylüyorsa
yaparız ama Kuran böyle bir şey söylemediğine göre, Kuran Ehl-i
Kitabın haklarını onlara verdiğine göre, biz de aynı şekilde onlara
davranmak mecburiyetindeyiz.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI
(17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Müslüman
zaten laiktir. Laik düşünce içerisindedir çünkü laikliğin faydası, o
topluluğu münafık olmaz. Dinsiz olan insan açıkça dinsizliğini söyler,
Hıristiyansa Hıristiyan olduğunu söyler, Museviyse Musevi olduğunu
söyler, dolayısıyla Müslüman için bir konfordur laik olmak. Dolayısıyla
ben de laik sistemi savunuyorum.
ADNAN OKTAR: Bir
kere yeryüzünde Hıristiyanlar olması, Museviler olması Müslümanlar için
büyük bir nimet, olmayabilirlerdi. Onlar da ateist, onlar da dinsiz
olabilirlerdi. Ama Allah bir nimet olarak onlara iman nasip etmiş,
Hıristiyanlar Hz. İsa'ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar, Museviler
Hz. Musa'ya karşı derin bir sevgi duyuyorlar. Tabiki tahrif olmuş
dinlerdir ve Kuran o tahrifat neticesinde meydana gelen eksiklikleri de
bu din mensuplarına bildirmiştir. Kuran'da Hıristiyanlıkta ve
Musevilikteki eksik yönler ve yanlış yönler bildirilmiştir. Dolayısıyla
Hıristiyanlar da eski İslam dini mensubu olduğu için onlar da bizim
kardeşlerimizdir. Onlara sevgiyle, şefkatle yaklaşmamız gerekiyor.
Onları böyle dışlayan tavırdan şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Omuz
omuza dinsizliğe karşı, ateizme ve Darwinizm'e karşı mücadele etmemiz
gerekiyor.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI
(9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: İsrail-
Filistin sorununun çözümü tabii ki çok aleni ve açık olarak Türk-İslam
Birliğidir. Türkiye'nin öncülüğünde Türk Devletlerinin desteğinde büyük
bir Türk-İslam Birliği oluştuğunda bu dünya çapındaki süper güç, çok
güzel bir güvenlik şemsiyesi meydana getirecektir. Böyle bir güvenlik
şemsiyesi içerisinde hem İsrail çok rahat eder hem Filistin çok rahat
eder hem de konu kökünden çözülmüş olur. O güvenlik için yapılan
duvarlar yıkılır. Çünkü İsrail bir hapishaneye döndü şu an. Hem
Filistinliler için bir hapishane hem İsrail için bir hapishane. Bu
ortadan kalkar, herkes barış ve huzur içerisinde ve refah içerisinde
yaşar.
Ama şu an İsrail'de ateist Siyonistler
devletin içine tam sızmış durumdalar. Yani, İsrail derin devleti ateist
Siyonistlerden oluşuyor. Bunun böyle olması her türlü fitnenin ve
kargaşanın da çıkmasına sebep oluyor... Çünkü konu asıl ateist
Siyonistlerden kaynaklanıyor. Yani orada dindar Museviler olsa böyle
bir konu olmaz.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ART TV (UŞAK) RÖPORTAJI
(19 Ağustos 2008)
Adnan Oktar: İmanlıdır, Allah'tan
korkar, akılcı hareket eder, makuldür, işte böyle bir millete Allah
İslam'ın bayraktarlığını nasip ediyor. İslam ahlakını yayma görevini,
böyle bir millete vermiş oluyor Allah inşaALLAH. Osmanlı döneminde de
bu böyleydi yani Türk deyince, Türküm diyen herkes Türk'tür. Ona
bakarsan ben mesela seyyidim Peygamber Efendimizin neslindenim ama
halis kan Türküm. Halis Türk. Çünkü Allah bu milleti, Türküm diyen
herkesi bir manevi himmet altına almış sanki, böyle bir örnek ahlak,
örnek İslam'ı yaşayan bir millet, mesela şu an sorun İslam aleminde
herkese sorun. En güzel İslam'ı kim yaşıyor deyin. Türkiye
diyeceklerdir. En makul en tutarlı, en adil, aklıbaşında yaşayan
Türklerdir. En temiz, tertemizlerdir. Onun için ittifak var yani
Türkiye önder olsun diyorlar bütün, Türk alemide İslam alemide bunu
söylüyor. Zaten Türk aleminin büyük bir bölümü, Müslümandır ama
Hıristiyan da bizim kardeşimizdir. Musevi de bizim kardeşimizdir.
Ermenisi de Gürcüsü de hepsi bizim kardeşimizdir. Çünkü Osmanlı
milletler topluluğu içerisinde bunlar hep bizim bağrımıza bastığımız,
Osmanlı'ya Türklüğe hizmet etmiş, insanlardır. İslam'a Kuran'a
hizmet etmiş insanlardır. Mesela en değerli ustalar, sanatçılar hep
Ermenilerden çıkmıştır. Rum'lardan çıkmıştır. Yahudi bilim adamları,
Yahudi sanatçılar, Musevi sanatçılar, çok büyük hizmetler vermişler,
saraylarda görev almışlardır. Sonradan böyle bir fitne çıkarılmıştır.
Irkçılık fitnesiyle onlarla sanki böyle bir kinleşme kavga varmış gibi
masonlar böyle bir kahpece oyun oynamışlardır. Yani sanki böyle bir
Rum, denince Ermeni denince, hatta insanların kafasına oturmuştur
böyle. Mesela o tertemiz insanlar mazlum insanlar Rum'um demeye
Ermeni'yim demeye çekinir hale getirmişler onları, Musevi'yim demeye
çekinir hale getirmişler. İşte bu bir masonik oyun bu. Halbuki Ehli
Kitap bizim kardeşlerimiz bunlar. Bunlar Hz. İbrahim'i sever. İsmail'i
sever. İshak'ı, Yakup'u sever. Tek Allah'a inanır. Aynı
peygamberleri severiz. Aynı meleklere karşı sevgimiz var... Allah
onları Kuran'da Ehli Kitap olarak belirtiyor. Onun için bu kin, adavet,
düşmanlık hepsi kalkacak. İsrail alabildiğine özgür olacak. Ermenistan
özgür olacak.
Adnan Oktar: Sinsilik
yapmıyor tabi açıkça söylüyor. Dinsizim ona göre davranışını ona göre
şey yap diyor yani arkadaş da olursun, sohbet de edersin adam çünkü
açık kim olduğunu biliyorsun yani sinsilik yok. Bir kalleşlik yok, bir
oyun yok. Münafıklığı ortadan kaldıran bir sistem olduğu için laiklik
çok kıymetli. Osmanlıda da uygulanmıştır. Bundan sonrada uygulanması
gereken, çok ehemmiyetli bir uygulamadır. Çünkü laiklikte Ermenilerde
rahat eder, Yahudilerde rahat eder, Museviler efendim Protestan da,
Ortodoks da Katolik de hepsi rahat edeceklerdir. Onun için sırf
Müslümanların rahatlığı üstüne kurulu değildir İslamiyet. Ehli Kitapta
rahat edecek, müşrik de rahat edecek, çünkü onlara da eman veriliyor. Onlarında korunması gerekiyor. Allah'ta hatta ayette şeytandan Allah'a
sığınırım 'Onlar güvenlikle yerlerine kavuşuncaya kadar onlara eşlik
edin' diyor Allah. Yanlarında gidin, koruma görevi yapın diyor Allah.
Yani ayet bu müşrikler için, putperest onları bile koruyun diyor Allah
canlarını koruyun diyor. Yani Müslümanın üstüne bir vazife bu onların
canını korumak. Onun için hepsinin birinci sınıf vatandaş olması için
laikliğin olması şart yani bunda tartışılır bir konu yok? Zaten
Müslümanlığın da bir gereği bu.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ASAHI SHIMBUN RÖPORTAJI
(21 Aralık 2008)
Asia RFA: Burada Hıristiyan ve Budist Türkleri nereye yerleştiriyorsunuz?
Adnan Oktar: Onlar
o birlik içerisinde son derece rahat edeceklerdir. Yani onların hakkı
en güzel şekilde savunulacaktır. Yani hatta ateist olanlara da gereken
saygı, ilgi, hürmet göstertilecektir.
Adnan Oktar: Bir
pan Türkizim, bir pan İslamizm vardır. Bir de Türk İslam Birliği
vardır. Pan Türkizim'de eğer insan isterse bunu Türk ırkının dünya
ırklarının üstünde olduğunu ve bütün dünya ırklarının ona köle olacağı
şeklinde yorumlayabilir. Bundan tabi ki korkar insanlar. Yahut mesela
İslam Birliği olarak düşünür. O katı kuralların hakim olduğu çok
acımasız bir sisteme dönüştürmeye kalkabilir şahıslar. Tarihin
karanlıklarında biz bunu gördük. Daha önceki dönemlerde gördük. Ne o ne
o burada kastedilen. Bir kere burada laiklik sigortası var. Sistem tam
bir laik sitem üzerine oturacak bu çok önemli. Budist birinci sınıf
insan olacak, ateist birinci sınıf insan olacak, birinci sınıf vatandaş
olacak. Müslüman birinci sınıf vatandaş olacak. Hıristiyan birinci
sınıf vatandaş olacak. Musevi birinci sınıf vatandaş olacak. Bu
laiklikle sağlanacak. Ama bir coşkun sevgi ortamı ve güven ve tabi
güçlü bir askeri birlik, askeri yapılanma. Nerede terör var. Kan
akıtmaya da gerek yok. Arkadaş dersin terörü kes. Adam durdurur,
yani caydırıcı güç karşısında bir insan uzatmaz. Dünyanın neresinde
olursa olsun terör olduğunda ilgili şahsı çağırırsın arkadaşım ayıp
yapıyorsunuz bunu yapmayın dediğinde konu biter yani amansız bir güç
olacaktır çünkü Türk İslam Birliğinin askeri gücü akıl almaz bir güç
olacaktır. Kime rica etse konu biter. Dolayısıyla kargaşa bitecektir.
Adaletsizlik bitecektir. Onun için kimse buna itiraz etmez.
AZERBAYCAN-AZADLIQ GAZETESİ RÖPORTAJI
(14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum. Bir Hıristiyan bir rahip var. Ve gidip onunla bir
Müslüman görüşüyor. Peygamber Efendimiz de görüşüyordu. Sahabeler de
görüşüyordu. Ne var bunda. Hahamla da görüşülür. Musevilerle de
görüşülür. Hatta evlenilir. Kız alınır. Hıristiyanlardan kız alınır.
Musevilerden kız alınır. Yemeği yeniyor. Kestiği yeniyor. Niçin
görüşülmesin, bir nezakettir. Gitmiş ziyaret etmiş, o da ona gelebilir.
Birbirlerinin evlerine gelip, ziyaret ederler.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN GAZETE 525 VE ATV RÖPORTAJI
(27 Ağustos 2008)
Adnan Oktar.
Bir kere İslam'ın yükselişi için samimiyet şart. Çok çok samimi olmak
şart. Şeytandan Allah'a sığınırım Allah, ancak samimi olan kullarım
kurtulur diyor. Samimi olacaklar bir, samimi olunca Kuran bize sevgiyi,
affetmeyi, şefkati, merhameti, dostluğu ve yardımlaşmayı emrediyor.
Yani, komşuda aç iken tok yatılmıyor. Öyle bir din. Adam öldüren
affediliyor. Allah diyor ki, affederseniz sizin için daha hayırlıdır
diyor şeytandan Allah'a sığınırım. Affederseniz sizin için daha
hayırlıdır diyor. Cinayet işleyen adamı dahi affediyoruz inşaAllah.
İslam böyle bir din. Bunun gelişmesi için tabi, sanata, bilime,
estetiğe, sevgiye, güzelliğe, çok önem verilmesi lazım. Öyle bir hırka
işte bir lokma ekmek, işte yerde oturalım, kimseyle konuşmayalım,
herkese düşman olalım bunlar çok çok yanlış şeyler. Herkesi kucaklayan, herkesi kurtaran bir dindir İslam Dini. Hıristiyanlara da,
Musevilere de şefkatle yaklaşan, sevgiyle yaklaşan bir dindir İslam dini.
Onun için eski yine 1800'lerin kafasıyla, o zamanki İslam anlayışıyla
olaylara yaklaşmak çok yanlış. Bu 2000'li yılların, 21. yy bir İslam
anlayışı vardır. Kuran'a tam uygun bir İslam anlayışı bunun dünyaya
hakim olması şu an mevzu bahis, bu yayılıyor. Yani, bu yüzden de İslam
çığ gibi yayılıyor. Eski kafada olsaydı, eğer 1800'lerin mantığı
olsaydı, İslam tamamen gerileyip Allah esirgesin belki de çok
küçülebilirdi. Bu kadar yayılmasının sebebi bu anlattığım olumlu bakış
açısı ve olumlu Kuran'ın yorumudur.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN APA HABER AJANSI (AZERBAYCAN) RÖPORTAJI
(16 Ağustos 2008)
Adnan Oktar.
Ermeni de denen insan Allah'a inanıyor. Bütün peygamberlere inanır.
İsa'ya, Musa'ya, İbrahim'e inanır, ahrete inanır, e daha ne istiyorsun
kardeşim ne güzel işte, Ehli Kitap değil mi? Ve mazlum Allah'a gönül
bağlamış, sanatçı insanlardır böyle kafası çalışan insanlardır
Ermeniler. Bütün, Osmanlı döneminde öyleydi. Bütün sanatçılar, bilim
adamları, hekimler hep Ermeni idiler. Sonradan bir Darwinistlerin
ortaya çıkmasıyla bir fitnedir ortalığı kapladı. Irkçılık fitnesi
kapladı. İttihat Terakki kafası kapladı. Yüzyıla yakın zamandan beri
millete kan kusturuyorlar. Darwinizm fitnesinin gitmesiyle Allah'a
şükür bunu cenazesini kaldırdık Darwinizmin.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN NOVOYE VREMYA RÖPORTAJI
(6 Ekim 2008)
Sayın Adnan Oktar: Yani onların dostu olduğumuzu, Müslümanların kan dökücü olmadığını, iyi niyetli olduğu, sevgi dolu olduğu, Hıristiyanları sevdiği, Musevileri sevdiği onlara çok iyi anlatılması lazım. Çünkü onlara Müslüman denildiğinde onlar böyle eli baltalı, eli kılıçlı, gözü dönmüş adamlar akıllarına geliyor. Halbuki
Müslüman şefkatli, merhametli, samimi, modern, aydın, ilerici, aklı
başında insandır. Dünyanın en kaliteli insanıdır. Müslüman, eşittir
dünyanın en kaliteli insanı. Bu vardır, bunu çok iyi anlatmak
lazım. Bunu eğer Avrupa'ya, Amerika'ya çok iyi anlatırsak, Amerika'nın
bu şiddet siyaseti için hiçbir sebep yok.
Sayın Adnan Oktar: Amerika'nın
petrolle ilgili bir derdi yok aslında onu yanlış biliyorlar. Mesela
Irak'a giriyor Amerika, yani orada yaptığı masraf, oradan alacağı
petrolle kıyaslandığında yani kıyaslanamayacak kadar büyük zarar içinde
Amerika. Çok büyük bir zarar içerisinde ve muazzam bir harcama yapıyor.
Irak'ın petrolünü falanda aldığı yok, yani öyle bir şeyde yok. Amerika
sadece terör korkusu içerisinde, şiddet korkusu içerisinde. Amerikan
devletine, Amerikan milletine, diğer devletlere, insanlara, zarar
geleceği korkusu içerisinde. Bu korku kaldırılırsa, Türk İslam
Birliği kurulursa, bu Türk İslam Birliği'nin sevgisi, dostluğu,
kardeşlik anlayışı, ehli kitaba yani Musevilere, Hıristiyanlara olan
muhabbeti iyi vurgulanırsa Amerika derin bir oh şeker ve son derece
rahat olur. Yani dünyada ki bu işgal politikaları, şiddet politikaları
falan hemen hepsi durur. İnşaAllah.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI
(14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR: Hem
de nasıl, yani İslam en güzel laiklikle yaşanır. En mükemmel laiklikle
yaşanır. Laiklik kalktı mı münafıklık devreye girer. Adam Müslüman
olmadığı halde Müslümanım demeye başlar o zaman. Zor girer artık, zora
dayalı bir din anlayışı girer. Yani diyorlar ya sokak baskısı falan
denilen bir şey var. Onun gibi bir şey olur o zaman. Laiklik kalktı mı
onun anlamı budur. Laiklikte ne olur. Ermeni açık açık Ermeniliğini
anlatır, yaşar, gider kilisesinde ibadetini yapar. Yahudi gider Musevi,
sinagogta ibadetini yapar. Hristiyan gider kilisede ibadetini yapar.
Müslüman da gider camide namazını kılar. Kimse de kimseye müdahale
etmez. Herkes birbirine saygılıdır, sevecendir. Dinsiz de ben
dinsizim arkadaş der. Haşa, bizim için kabul edilir bir yanı yok tabi
ki ama, yani ateist de diyebilir bunu, mesela bir komünist de ben
komünistim diyebilir. İşte laiklik de bunu sağlar. Laiklik kalktı mıydı
ne olur? komüniste sorarsın sen nesin? Elhamdülillah Müslümanım
diyecek. Şimdi bu din mi bu? Bu münafıklık işte, adamı samimiyetsizliğe
ve sahtekarlığa itmiş oluyorsun. Adam açık açık söylesin samimi ve
dürüst olarak ben komünistim desin. Ateistim desin ve devlet ona şefkat
göstersin, korusun, kollasın, birinci sınıf vatandaş olsun bu insan.
Yani inancından düşüncesinden dolayı bir insanı aşağılamak olmaz. Yaşam
hakkını elinden almak hiç olmaz. Demokratik haklarını elinden almak hiç
olmaz. Çünkü adam dürüst. Allah onu öyle yaratmış inancı o. Allah zaten
Kuran'da diyor. Müşrikler olacak diyor. Allah'a inanmayanlar olacak
diyor. Var diyor bunlar diyor Allah. Bunu yaratan kim, Allah yaratıyor.
İstesem hepinizi dindar yapardım diyor Allah. Şeytandan Allah'a
sığınırım. Hepinizi Müslüman yapardım diyor. Bir hikmete binaen Allah
onları o şekilde yaratıyor. İşte laikliğin faydası herkese hürriyet
getirmesidir. Din ile laiklik tam bir uyum halindedir. Osmanlı
döneminde de olmuştur bu, bundan sonra da olacaktır. İnşaAllah
SAYINADNAN OKTARIN AZERNEWS (AZERBAYCAN) RÖPORTAJI
(23 EKİM 2008)
ADNAN OKTAR: Türkiye
tabii Büyük Türkiye olacak bu kesin. Yani altını çizerek, net bak yüzde
doksan dokuz demiyorum, yüzde yüz. Türk İslam aleminin lideri olacak
yani. On yirmi yıl içerisinde bunu bütün dünya görecek, ben de
buradayım siz de buradasınız, herkes burada, bu net bu Allah'ın
izniyle, bunun hiç, yani ikinci bir yolu yok bunun bu insanlığın kaderi
bu inşaAllah, bu şekilde olacak. Türk-İslam aleminin lideri olarak
zaten bir İslam dünyasına Türkiye'nin hakimiyeti var. Ama Türk ülkeleri
zaten Müslüman ülkeler genelde. Fakat Müslümanlığın içerisinde
Hıristiyanlık ve Musevilik de kardeş olarak görülen dinlerdir. Yani
onlara Ehli Kitap gözüyle bakılır. Sevgiyle bakılır. Yani Türk-İslam
birliğinin bir parçasıdır onlar da... Allah, Ehli Kitap var diyor.
Onları İslam'a çağırıyoruz ama Müslüman olmasalar bile onlar Ehli
Kitaptır. Yani hükmen. Çünkü Hz. Musa'nın şeriatına sadakat gösteriyor,
devam ediyorlar. Hıristiyanlık da Hz. İsa'nın dinine sadakat
gösteriyor ve ona bağlı olarak onun ümmeti olarak devam ediyorlar.
Bunlara Ehli Kitap diyoruz biz. Yani onlarla evlenilir, kızlarını
alabilir Müslümanlar, evlenebilirler. Yemeği yenir, kestiği yenir.
Mesela Musevilerin kestiğini yersin. Yemekleri de yeniyor, gider
evlerinde yemeklerini yersiniz. Misafir olunur, sohbet edilir, onun
evine kalmaya gidebilirsin, o senin evinde kalmaya gelebilir. Bu ne
demektir? Çok sıkı bir dostluk ve kardeşlik havası demektir. Bu
anlatılan, yani evleniyorsa bir insan, evlenip onu evine alıyorsa ve
karısı olarak değil mi onunla yaşıyorsa, hayatını birleştiriyorsa bu
nedir bu? Bu çok yoğun bir dostluk ve kardeşlik bağıdır bu.. Türk-İslam
birliğinin bir parçasıdır Hıristiyanlar da. İsteyen her İslam ülkesine
komşu olan Hıristiyan ülkelerde Türk-İslam birliğine girebilirler.
Davet edilir. İsterse rahatça girer. Yani sevinçle de kabul edilir bu.
Dolayısıyla Türkiye hem Müslümanların hem Hıristiyanların hem
Musevilerin lideri olmuş olacak inşaAllah. Yani lideridir, lideri de
olmuş olacak. Ve hepsine barış, huzur ve adalet sunacak. Türkiye zaten
bunu şu an fiilen yapıyor. Bosna'da da yapıyor, efendim Irak'ta da
yapıyor. Efendim Afganistan'da da yapıyor, her yerde yapıyor, nereye
gitse sevgiyle karşılanır Türk ordusu. Ama bunun çapı çok genişleyecek.
Çünkü bizim milletimiz böyle şefkatlidir, sevgiden dostluktan çok
hoşlanır. Yani yemez yedirir, içmez içirir, yani mesela en iyi yatağı
olsa gider onu misafirine verir, kendi yani onu aramaz.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ
(15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR: Sinagogdaki
hahamlar, klisedeki rahipler bunlar bizim misafirimizdir. Bunlara
zulmetmek, öldürmek, acı çektirmek hem günah, hem çirkin, hem ayıp yani
çok yakışıksız hareketler bunlar. Zulümdür bunlar. O Müslümanın
yapacağı birşey değil. Kiliselerde her zaman din adamları bulunmuştur.
Peygamber Efendimiz'in devrinde de vardı. Onlar muhafaza altında
tutulurlardı. Müslümanlar onları korurlardı. Biz onları korumakla
mükellefiz, öldürmekle mükellef değiliz. Bu tam bir zulüm ve cinayet.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(23 Temmuz 2008)
Adnan Oktar: Yahudi lobisi yani eğer dindar Yahudiyse, dindar
Hıristiyansa zaten bunlarla görüşülür, zaten konuşulur, yani
samimiyseler. Peygamber Efendimiz de görüşüyordu Yahudilerle, onlarla
ticaret yapıyordu, bağlantısı oluyordu. Hıristiyanlarla da bağlantısı
oluyordu bu bir suç değildir. Ama ateist Siyonistler, masonik karanlık
örgütler ve çeteler bunlar sorundur. Ergenekon çetesi gibi komünist
derin devlet örgütlenmeleri asıl büyük tehlikedir. Bunlarla bağlantıyı
ben çirkin görüyorum. Yanlış görüyorum. Yoksa pek tabii ki yani dünyada
iki büyük semavi Ehli Kitap dini var. Yani İslam dininin dışında,
gerçek hak din olan İslam Dininin dışında, biri
Hıristiyanlık, biri Yahudilik. Tabi ki Hıristiyanlarla, Yahudilerle
Müslümanların bir bağlantısı olur. Bu çok makul Peygamber Efendimizin
devrinde olduğu gibi aynı şekilde olacaktır.
Adnan Oktar: Ben dinler arası diyalog diyince bir Hıristiyan olur. Dindar bir
Hıristiyan gidersin evine yemek yersin hal hatır sorarsın. Ticaret
yaparsın konuşursun ben böyle anlıyorum. Peygamber Efendimiz zamanında
da buydu. Yahudi de öyle mesela sinagogdan çıkar. Gider onun mesela
lokantası varsa gider orada yemeğini yersin konuşursun evine ziyarete
gidersin. Hatta Hıristiyanlardan kız alınılabilir, evlenilebilinir.
Yahudilerden de kız alınıp evlenilebilir. Yani ben bunu bu şekilde
biliyorum. Bunun anormal bir yönünü göremiyorum. Göremem de çünkü
Peygamberimiz (sav) uygulaması var.
Adnan Oktar: Geldiğinde o güzel peygamber 33 yaşında olacaktır. Hatta saçının
temizliğinden böyle sanki ıslak gibi görüntü alacaktır. Çok çok efendi,
çok çok aklı başında, nefis bir insandır Hz. İsa Aleyhisselam. Zaten
bakar bakmaz anlaşılır onun Peygamber olduğu. Birçok mucize
gösterecektir. İnsanlar bunu zaten görüp tanıyacaklardır,
anlayacaklardır. Burada ömrünü tamamlayacaktır dünyada. Ve dünyadayken
vefat etmesi de bu dünyada olacaktır inşaAllah. Fakat Kuran
ayetlerinde çok açık belirtilmiştir. Sana iman etmedik diyor şeytandan
Allah'a sığınırım sana iman etmedik tek bir fert kalmayacak diyor
Allah. Yani Kuzey Kutbunda, Güney Kutbunda dünyanın her yerinde, herkes
Hz. İsa'ya iman edecek inşaAllah. Ölümünden önce O'na iman etmedik hiç
bir fert kalmaz diyor Allah. Ölümünden önce bu da ancak onun inişiyle
olacaktır inşaAllah. O kıyamet için bir alamettir diyor. Zaten kıyamet
alameti gelişi Hz. İsa Mesihin gelişi.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İFTAR YEMEĞİ KONUŞMASI
(6 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR: Müslüman,
akılcıdır, şefkatlidir, merhametlidir, affedicidir, saygılıdır, her
fikre karşı hürmetkardır. Hıristiyanları, Musevileri, diğer din
mensuplarını saygı ile karşılar, onların can güvenliğine, namusuna,
haysiyetine, her şeyine dikkat eder. Eğer bunu yapmıyorsa dinle,
İslam'la alakası yoktur. Orijinal bir insandır. Belki Darwinizm'in
etkisinde kalmıştır. Belki başka felsefelerin etkisinde kalmıştır.
Belki Marksist görüştedir. Belki anarşist terörizmi savunuyordur.
Dolayısıyla Müslümanım demesi yeterli değil. Müslümansa, Müslümanlığın
gereğini yapması lazım. Bunu yapmıyorsa, yani onu Müslüman olarak
adlandırmanın pek bir mantığı olmaz diye düşünüyorum.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL ROPÖRTAJI
(14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Naziler bir tek Musevileri değil orda birçok insanı katlettiler ve
büyük bir kitle katliamı yaptılar ama dindar Musevileri de acımasızca
öldürdüler, bunlar tabi ki Darwinist faşistlerin yaptığı acımasız bir
uygulama, bu bir gerçek. Ben bunu çok detaylı anlattım. Peygamber
soyudur, Hz. İbrahim'in soyundan gelen bir kavimdir Museviler, değerli
insanlardır, ben Musevileri çok severim. İshak, Yakup, İsmail, Hz.
Yusuf, Süleyman bunlar hep bizim peygamberlerimizdir ve onlar da bu
soydan gelmekteler dolayısıyla Musevi soyunu ortadan kaldırmaya
kalkanlar Hz. İbrahim'in soyunu ortadan kaldırmaya kalkmış oluyorlar,
bir Müslümanın peygamber soyunu ortadan kaldırılmasında sesiz kalması
düşünülemez tabi ki tavır koyar, ben de bu konuda şiddetle tavır
koyuyorum ve Musevilere karşı halen de baskı yapılmasını, onlara karşı
yok etme eylemi yapılmasını, o ülkeden çıkarılmaları için her türlü
yapılan eylemi şiddetle kabul etmiyorum ve karşı koyuyorum buna.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ECH CHOROUK EL YOUMI (CEZAYİR) RÖPORTAJI
(17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimizin getirdiği din İslamiyet laikliğin olduğu bir dindir. Laiklik de dinsizlere de saygı vardır, Hıristiyanlara
tam bir saygı vardır, Musevilere tam bir saygı vardır, herkes dinini
istediği gibi yaşar ve baskı yoktur. Kimse kimseye dininden dolayı
müdahale etmez dolayısıyla böyle bir sistemde münafık olmaz. O
yüzden laiklik gerekir. Yalnız laiklik zaten hak dinlerden alınmış bir
düşünce sistemidir. Yani İslam laikliği laiklikten almadı, İslam
dinlerinden alınmıştır laiklik.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN EL SIGLO (İSPANYA) RÖPORTAJI
(11 Haziran 2008)
Adnan Oktar-Tabi
çok isterim. Ben Hıristiyanları çok seviyorum. Musevileri de çok
seviyorum. Mesela İsrail'deki çalışmalarımız sonucunda İsrail'deki
gençlik büyük çapta dine döndü. Musevilik daha güçlendi şu an
İsrail'de... Ben bir Yahudinin iyi bir Yahudi olmasını isterim. İyi bir
Musevi olmasını isterim. Bir Hıristiyanın İyi bir Hıristiyan olmasını
isterim. Müslümanın da iyi bir Müslüman olmasını isterim. Kiliseler
Hıristiyanlarla dolsun. Sinagoglar Musevilerle dolsun. Camilerde
Müslümanlarla dolsun istiyorum. Herkes Allah'ı sevsin istiyorum ve
varlığını anlasınlar istiyorum
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ENDONEZYA-ANTARA HABER AJANSI RÖPORTAJI
(16 Eylül 2008)
Muhabir: Altınçağ'da diyor, ideal İslam yapısı inşaALLAH beşyüz sene önce olduğu
gibi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında olduğu gibi, bütün dindar
olsun-olmasın Hıristiyanlar, Kitap Ehli'nin hep birlikte yine birlikte
yaşabileceği, huzur içinde yaşayabileceği bir ortam mı oluşturacak
acaba?
Adnan Oktar: Evet, evet. Özellikle o şekilde. Ehli Kitab olan Hıristiyanlar,
Ermeniler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar, Museviler, Ortodoks
Museviler, ateistler, masonlar, budistler hepsi bu ortam içerisinde
huzur, güvenlik, tam bir can güvenliği içerisinde, tam bir huzur
içerisinde, tam bir ekonomik refah içerisinde kardeşçe ve dostça
yaşayacaklar dersin.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN GARETH JENKINS RÖPORTAJI
(13 Temmuz 2008)
Adnan Oktar: Evet.
Tabi insanların iyi olması güzel olması, mesela Musevilerin daha dindar
olması, Hıristiyanların daha dindar olması, daha güzel huylu olması.
Müslümanların daha dindar daha güzel huylu olması. Böyle radikalliğin,
şiddetin, hoşgörüsüzlüğün, sevgisizliğin ortadan kalkması. Bunun yerini
sevgi, barış ve kardeşliğin alması. Demokratik düşünceye, özgürlüklere
yol verilmesi. Bunları savunuyorum.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI
(15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Ermenisi, Musevisi, Rumu hep iç içe, kardeş olarak çok güzel ve
hoşnutluk içerisinde, sevgi içerisinde, bereket, bolluk, barış
içerisinde yaşayacağız inşaALLAH.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN THE GUARDIAN RÖPORTAJI
(3 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR: Ben anti-semit değil tam tersiyim. Yahudileri
çok severim ben çünkü onlar Peygamber neslidir. Hz. İbrahim neslinden
gelen insanlar, be de Hz. İbrahim'in neslinden gelen bir insanım.
Onlara benim düşman olmam mümkün değil, çünkü o zaman Peygamber soyuna
düşman olmam anlamına gelir. Benim karşı olduğum inançsız, ateist,
Siyonist düşüncedir karşı olduğum. Yoksa ben dindar Musevileri çok çok severim. Ve onlarada çok ciddi saygı duyarım, bunu herkes bilir.
ADNAN OKTAR: Mesela İsrail'e gidip biz anti-Darwinist konferans veriyoruz. Oradaki
Musevi gençlerin Allah'ı daha çok sevmesini istiyoruz. Tevrat'ı daha
titiz uygulamalarını, Tevrat'ın doğrularına daha çok uymalarını
istiyoruz. Bu da o bize atfedilen iddanın yanlış olduğunu göstertiyor.
Doğrusu Hristiyanları da, Musevileri de gerçek dindar olmaları
şartıyla, samimi dindar olmaları şartıyla sevdiğimiz yönünde.
ADNAN OKTAR: Evet bir korku var, fakat bunun giderilmez bir korku olduğuna
inanmıyorum ben. Çünkü din, İslamiyet hoşgörüyü, sevgiyi, kardeşliği
savunan bir din. İslamiyet'in özünde laiklik vardır. Hıristiyanlar
kendi inancında istediği gibi yaşayabilir, dine inanmayanlar kendi
inancında istediği gibi yaşayabilir, aynı şekilde Yahudiler de. Dolayısıyla laiklik İslamiyet'in kendi bünyesinde olan bir yapı. Biz de
Bilim Araştırma Vakfı mensupları olarak, ben de onun bir sempatizanı
olarak ve Bilim Araştırma Vakfı'nın manevi başkanı olarak bu
düşüncedeyiz.
ADNAN OKTAR: İslam özgürlük
demektir aynı zamanda. İslam'ın olduğu ortamda alkol yasaklanması diye
bir şey olamaz. Mesela Hıristiyanlar için alkol helal olan bir içkidir,
şarap içebilir Hıristiyanlar. Dolayısıyla Osmanlı döneminde de bu
böyleydi, içki fabrikaları açıktı, şarap içilen yerler vardı,
gayri-müslimler gidip orada istediği gibi içki içip,
eğlenebiliyorlardı. Gerçek anlamada İslam'ı savunan bir insan
yasaklamacı olmaz. Parklarda da haremlik-selamlık uygulamasının pek
anlamı yok, bir mantığı yok. Her yerde insanlar özgürce gezebilirler.
Yani yasaklayan, sınırlayan bir sistem İslam'ın kabul ettiği bir şey
değildir. Eskiden Müslümanlar, Peygamber zamanında da öyle kadınlar da
erkekler de çarşılarda aynı yerdeydi, aynı ortamlardaydı. Dolayısıyla
onlar arasında kesin hat çizilmesi, sokakların caddelerin ayrılması
diye bir konu olamaz, bu ciddi bir abartma.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI
(7 Eylül 2008)
Adnan Oktar.
Bir kere fikir ayrılıklarını bu kadar sorun haline getirmek doğru
değil. Yani bir adam olabilir yani solcu olabilir ne bileyim Budist
olabilir, Hıristiyan olur. Hıristiyan zaten bizim kardeşimizdir yani.
Musevi olabilir, o bizim canımız ciğerimizdir. Ermeni bizim canımız
ciğerimizdir... Ehli kitaba karşıda öyle yani, Hıristiyanlar varmış
orada peki kim olması gerekiyor. Osmanlıda yok muydu Hıristiyan,
Peygamber Efendimiz zamanında yok muydu? Kuranda Allah Hıristiyanların
varlığını açıklamıyor mu? Hıristiyanları yaratan Allah değil mi? Bir de
daha ne istiyorsun Allah'a inanıyor, Kitaba inanıyor, yani İncil'e,
Tevrat'a inanıyor. Hz. İbrahim'e bütün peygamberlere inanıyor. Dinsiz
mi olsaydı ne olsaydı yani? Vay niye Hıristiyan ne olması gerekiyor
yani, Allah onu öyle yaratmış kaderi o, sana ne yani hükmü verecek sen
misin? Allah hükmünü verecek.
Adnan Oktar.
Hayır, hayır Avrupa Birliğine girelim. Ama Avrupa Birliğine böyle bir
iki büklüm girme vardır. Hani bize para verin, imkan verin, iş verin bu
Türklere yakışmaz, bu Türkiye'ye yakışmaz benim kafam bunu almıyor bu
bize yakışmaz. Biz oraya sultan gibi girelim. Yani zengin, güçlü
Avrupa'ya zenginlik getirelim. Yani, hediyelerimizle, paramızla,
zenginlik kaynaklarımızla girelim. Mesela, biz onlara madenler sunalım,
petrol sunalım. Hatta para sunalım inşaatlarını yapalım Avrupa'nın yani
müthiş bir zenginlikle ve ihtişamla girelim. Avrupa bağlantı kurulması
gereken bir medeniyet. Yani demokrasisi güzel, laiklik anlayışı güzel,
sanatı güzel yani binaları güzel, temizlik anlayışları güzel binaları
çok temiz biliyorsunuz her yeri sokaklar caddeler çok temiz. Estetik ve
sanat anlayışı çok mükemmel Avrupa'nın bayağı güzel. Biz bunların daha
güzelini yaparak Avrupa'ya girelim. Yani öyle bir sanat sunalım, öyle
bir bilim, öyle bir sanayi sunalım ki Avrupa'dan çok daha güzel olsun
ve Avrupa ile kardeş olalım. Çünkü onlar Ehli Kitap, niye ayrı olalım
tabiî ki beraber olacağız. Ama bu şartlarda.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI
(27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR: Müslüman'ın putları kırması lazım. Dünyadaki en büyük put ve tek put
Darwinizmdir. Müslümanların şu ana kadar çektiği acıların, ta II.Mahmut
döneminden beri çektiği acıların kökeninde bu vardır. Yani, Derin
Devlet dayatmasının arkasında bu vardır, her türlü Müslümanlara yapılan
zulmün ve kıyımın arkasında bu vardır. Hatta İsrail'de ki Musevilerin
çektiği acının kökeninde de bu vardır. Yani İsrail'de de ateist
Siyonistler iktidardadır. Kan dökenler ateist Siyonistlerdir. Yani
hükümet genellik İsrail'de ateistlerin elinde oluyor. Ve ateistlerin
yaptığı zulüm sadece Müslümanlara yönelik olmuyor Musevilere yönelik de
yapıyorlar bunu. Dindar Musevilere de nefes aldırmıyorlar. Onlar da çok
şikayetçiler.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İRAN TV RÖPORTAJI
(3 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR: Kuran'da
Yahudi kavmi, Museviler şefkat duyulması gereken insanlar olarak
belirtilir. Yahudilere genel anlamda, Museviler diyim ben, tabii ki
şefkat duyulması lazım yani gerçek dindar bir Musevi samimi olarak
dinini yaşamak istiyorsa bu Ehli Kitaptır. Ve bu insanla gerekirse
evlenebilir, kadınlarıyla evlenilebiliyor. Yemeğe çağrılır beraber
yemek yenilir, ticari ilişkileri olur yani sosyal bağlantılar tam
anlamıyla olur aynı mahallede oturulur. Kardeşçe yaşanır. Bu anlamda
Musevilere tam bir şefkat dinin bir gereğidir, bu çok normal bir şey
faydalı, ibadet olan bir şey. Ama riskli olan dinsiz Yahudilerin
kendilerini dindar gibi göstertip şeytanın etkisiyle ve masonluğun da
bağlantısı içerisinde dünyaya zulmetme eğilimleri, bizim sorunumuz bu.
Yoksa gerçek dindar, samimi bir Yahudiden kimseye bir zarar gelmez o
kendi dinini yaşar. Tevrat'ın emirlerine kendince uymaya çalışır ve
İslamiyet de bunları korur Kuran'ın ölçüsü içerisinde korunurlar fakat
risk, Darwinist, dinsiz bir Yahudi toplumu var. Bunlar basına hakimler,
televizyonlara hakimler, siyasete hakimler, masonluğa hakimler. Eğer
buradaki Yahudiler samimi olarak dindar olsalardı basında da bu
etkisini gösterirdi. Mesela büyük basın, Yahudilerin kontrolündeki
büyük basında sürekli dinsizlik ve Darwinizm propagandası yapılır.
Madem bunlar Ehli Kitap, madem dindar ben İslamiyet'in propagandasını
yapsın da demiyorum. Allah'ın savunmasını yapsın, "Allah vardır" desin.
Hz İbrahim'i savunsun, İsmail'i, Yakup'u, geçmiş peygamberleri
savunsun, ahireti anlatsın, adaletten bahsetsin yani Tevrat'ın birçok
hükmü var Kuran'a uygun yani çok büyük bir bölümü uygundur bunları
anlatsınlar. Zaten bu anlamdaki Yahudiyi herkes sever yani buna şefkat
duyar, yani sorun dinsiz Yahudilerden kaynaklanıyor.
İRAN TV : Peki
bu temelde, Siyonizm'in ortaya çıkışının esas amacı ya da Siyonizm'in
ortaya çıktığında Theodor Herzl ile mi çıktı ya da nasıl başladı
yani bu oluşum nasıl başladı?
ADNAN OKTAR: Yahudilerin şu anda yaşadıkları bölge, yaşadıkları yer onların vatanıdır orda yaşasınlar.
O normal. Yani onları oradan sürüp çıkartmaya kalkmak falan bunlar
normal bir hareket değil. Kuran'a göre de orada onların vatanı olduğunu
Kuran işaret ediyor. Yani bütün dedelerinin mezarları orda, hayatları
orda geçmiş tabii ki orda yaşayacaklar ama bölgeye askeri hâkimiyet
iddiası, bölgeyi biz kontrol ederiz iddiası yanlıştır. Ama
İsrail'in boydan boya, Türkiye'nin doğu sınırlarında, Türkiye'nin her
yerinde yaşasınlar, ticaret yapsınlar, bilimle uğraşsınlar, bu insanlar
korunsun, devlet güvencesi içerisinde olsunlar, özgür yaşasınlar,
Müslüman olan veya olmayan Musevi hanımlar isterse evlenirler Müslüman
beylerle, iç içe yaşanır, onlar isterseler sinagoglarında ibadetlerini
yapabilirler. Bunlar çok güzel ama sorun şeytanın kontrolünde olan bir
Siyonizm var, şeytanın yönlendirdiği...
ADNAN OKTAR: Hayır
hayır değil yani o Tevrat'ta da geçiyor Kuran'da da ona işaret var. Bu
insanlar Allah'tan uzaklaştıklarında Allah onlara bir bela olarak bunu
vermiş. Tevrat'ta bunu açıklıyor. "Dünyaya sizi dağıtacağım" diyor
Allah. Bu, onların üzerine bir bela olduğunu belirtiyor. Ama kendinizi
toparlarsanız Allah'a dönerseniz, Allah sevgisini yaşarsanız sizi gene
vatanınıza göndereceğim ve rahat edeceksiniz diyor.
Şu an bütün dünyada dağınık vaziyetteler ve hakikaten dini
yaşamıyorlar, dinle pek alakaları yok. İki tür Siyonizm var. Bir, o
bölgede yaşamak isteyen, huzur içinde olmak isteyen, güvenlik arayan, o
dedelerinin topraklarında ibadet edip ticaret yapıp huzur içinde
yaşamak isteyen düşünce. Bu anlamda Siyonizmi ben savunuyorum. O
anlamda ben de Siyonistim. Yani onu savunuyorum. Çünkü Kuran bunu
söylüyor. Kuran'ın savunduğu bir şey. Tabi ki yaşasınlar, tabii ki
mutlu olsunlar, tabii ki Allah'ı ansınlar. Bizim zaten istediğimiz bu.
Bunu isteyecekler. İsterlerse, eğer güçleri yetiyorsa, iradeleri
yetiyorsa Müslüman olsunlar. Bu da nur ala nur. Çok güzel. Ama
olamıyorlarsa, Tevrat'ın gerçeğine uymaya çalışarak dinlerini
yaşasınlar. Ki Ehli Kitaptır bunlar, koruma altındadırlar. Bu anlamdaki
Siyonizme bizim bir sözümüz yok. Yani bunla bizim bir alıp
veremediğimiz yok. İkinci tür Siyonizm var. Bizim asıl sorun olarak
bulduğumuz Siyonizm bu. Masonluğun kontrolünde olan Siyonizm. Bu, bütün
dünyaya hakim. Dünya medyasına hakim, basına hakim, siyasete hakim.
Dünyadaki büyük mason locaları kontrolünde olan bir Siyonizm olduğu
için bütün dünyayı avucunun içine almış durumda. Bunlar dikkat
ederseniz hiç Allah'tan bahsetmez. Ayrıca Allah'ın olmadığını
anlatırlar. Bu nasıl bir Siyonist? Allah'ın olmadığını savunan bir
Siyonist olabilir mi? bir Musevi olabilir mi? Demek ki bunlar başka bir
şey.
ADNAN OKTAR: Tabii ki yani, Amerika'daki samimi evanjelikler, samimi Hristiyanlar
kullanılıyorlar. Yani ayırt etmek lazım. Evanjeliklere düşman olmak çok
akılsızca olur. Yani bunlar, Ehli Kitap, niye karşı olalım. İsrail'deki
Museviler Ehli Kitaptır, niye karşı olalım biz bunlara. Bunları
kullananlara biz karşı olalım, doğrusu budur.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) RÖPORTAJI
(29 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Mesela,
Musevileri güzel onu kucaklıyor, resmi var sakalını... Tabi ki öyle, o
çünkü Allah'a boyun eğmiş, Hz. Musa'ya derin bir muhabbetle bağlı bir
insan, Hz. Musa 'nın şeriatını bırakmamış, iftihar ederiz biz bununla
ve Allah'ı çok seviyor ve bütün peygamberleri çok seviyor, biz o insana
niye karşı olalım, biz öyle insanın alnını öperiz. Bizim karşı
olduğumuz ateist Siyonizm'dir
SAYIN ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE
GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONUŞMASI
(13 Ocak 2009)
Adnan Oktar:
Ateist Siyonistlerin bu saldırılardaki hedefi, Müslümanları yıldırmak
ve kendi kafalarına göre Müslümanların güçlerini kırmak
istemektedirler. Bunlar aynı zamanda, dindar Hıristiyan ve dindar
Musevilere yönelik de saldırılarda bulunuyorlar. Bu "Deccal"
düşüncesidir. Deccali tavırdır. Deccali tavır bilinen bir şeydir.
Rivayetlerde, " Deccal, Mescid-ul Aksa'ya yakın bir yerde müminleri
muhasara altına, kuşatma altına alır. Ve; Müminlere öylesine açlık
isabet eder ki...." Diyor ve devam ediyor. Bu aynı zamanda, Deccal'ın
saldırılarından biridir. Deccaliyet zûhur etmiştir. Uzun süredir
Müslümanlara karşı bu tavır içerisindedirler. Müslümanların bunlara
karşı ittifakla karşı koymaları gerekir. Müslümanların bölünmüşlüğü
haramdır. Birleşmeleri de farzdır. İnşallah, bir İslam birliği olacak
ve bu İslam birliği, bu belâlara ve bu facialara, bu belalara bir son
verecek inşallah.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI
(21 Haziran 2008)
Adnan Oktar:
Tabi İslam birliğinde yaşanan tek şey sevgi olacak. Huzur olacak, barış
olacak, kardeşlik olacak. Yahudiler mutlu olacak Museviler yani mutlu
olacaklar, Hıristiyanlar mutlu olacaklar. Budistler rahat yaşar.
Herkesin rahat yaşayacağı, huzur içinde yaşayacağı, bilimin
teknolojinin sanatın estetiğin alabildiğine gelişeceği çok güzel bir
huzur toplumu olacak.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI
(20 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR: Ben
tabi ki laikliği savunuyorum yani laiklik İslami yaşantının, Müslümanca
yaşantının bir garantisidir. Çünkü laikliğin olmadığı yerde münafıklar
ortaya çıkar. Özgürlüklerde dikkat edilecek şey de karşı tarafın
haysiyetine, şerefine, namusuna yönelik çirkin bir eylemin olmamasıdır.
Yani onuruna zarar verilmesidir, adam içki içiyorsa Hıristiyandır
içebilir, Musevidir içebilir veya ateisttir kendi inancına göre içkiyi
içmek istiyordur içer, kimse ona karışamaz. Bu anlamda bu kimseyi
rahatsız etmez ama içip rezalet çıkarırsa, milleti rahatsız ederse,
burada tabi ki devletin müdahale etmesi gerekir.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSVEÇ ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI
(14 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR: Tabi
ki ben bütün Müslümanların hepsini seviyorum, hepsini aynı yolda
görüyorum, kardeş biliyorum. Ben onları ayrı bir görüş içinde
görmüyorum. Hatta Hıristiyanları, Musevileri de çok seviyorum, onları
Allah dostu olarak görüyorum. Hepimiz Allah'ı çok seviyoruz. Onlar da
tek Allah'a inanıyor, ben de tek Allah'a inanıyorum. Hepimiz kardeşiz.
ADNAN OKTAR: Böyle
bir kişinin varlığı veya yokluğu konusunda benim bir bilgim yok. Ama
genel olarak İslam, Hıristiyanlık ve Musevilik de şefkati merhameti ve
sevgiyi insanlara sunar. Barışı ve kardeşliği ister insanlardan. Kan
dökmek, terör, şiddet, masumları öldürmek Kuran'da İslam'da haramdır.
Ve diğer Hıristiyanlık ve Musevilikte de haramdır. İslam'da zulüm
yoktur. Bu şeytani bir inançtır, terör ve şiddet şeytanın bir kılıcıdır
bu. Ve Darwinizm kaynaklıdır. Bütün dünyadaki teröristler, faşistler ve
komünistler hepsi Darwinist eğitimden geçmiş kökeninde Allah'a
inanmayan fakat kendini Allah'a inanıyor gibi gösterten gözü dönmüş
insanlardır. Olaylara bu gözle bakmak en doğrusudur.
ADNAN OKTAR: Tabii. Antisemitizm peygamber nesli olan kutsal bir nesil olan Musevi kardeşlerimize karşı bir yok etme planıdır antisemitizm
yani peygamber soyunu dünyadan yok etmek için şeytanın uyguladığı bir
uygulamadır. Ben buna tabi bütün gönlümle bütün ruhumla karşıyım o
anlamda onları kendi canımı korur gibi korurum. Musevileri ben
kardeşlerim olarak görüyorum ve çok seviyorum dindar Musevileri. Fakat ateist Siyonistler onların düşmanı, dindar Musevilerin de
düşmanıdır. Hitler'e onları katlettiren de yine ateist Siyonistlerdir.
Ateist Siyonistler İsrail'deki dindar Musevileri de yok etmeyi
planlayan şeytanın etkisinde olan çılgın güçlerdir, deli güçlerdir ve
gözü dönmüş güçlerdir. Ateist Siyonistler ve masonlar iç içedirler ve
bunlar talimatlarını şeytandan alırlar. Şeytanı kendilerine adeta bir
ilah gibi kabul etmişler, almışlar, şeytan ne derse ona uyuyorlar. Bir
insanı trans haline geçirip onla şeytanla bağını kuruyorlar. Sonra onun
söylediği her şeye uyarak insanlığa zulmediyorlar. Bu çok detaylı bir
konu ama özetle bu kadarını anlatabilirim.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI
(26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR: Hayır hayır İsrail niye yıkılsın onlar da bizim kardeşlerimiz. Müslüman
ruhunu, Müslüman kişiliğini biz onlara göstereceğiz.
Müslümanların şefkatini, merhametini, Ehli Kitaba olan saygılarını biz
onlara göstereceğiz. Ermeni kardeşlerimize de göstereceğiz. Onları
huzur içinde yaşatacağız. İslam'ın adaletini, sosyal adaletini,
şefkatini, merhametini onlara bütün güzelliğiyle sunmuş olacağız
inşaAllah.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI
(23 Temmuz 2008)
Adnan Oktar: Evet,
aslında gerçek dindarlar ortaya çıkarsa Kıbrıs da her iki tarafta da
öyle gerçek bir Hıristiyan gerçek bir Rum ne katliam tavsiye eder ne
çetecilik yapar, ne kan döker bunlar sevgi doludurlar. Ama Makarios,
malum o zamanlar sert, kan dökücü ve yırtıcı bir politika izlemişti.
Grivas da o şekilde ama bunlar artık tarih oldu o zamanın cahilliği, o
zamanın bilgisizliği içerisinde bunu yapmış olabilirler. Biz millet
olarak kindar değiliz. Affetmesini de biliriz ama yeter ki bu ortam
yatışsın her şey yerli yerine oturacaktır. Tabi kinden nefretten hiçbir
şey çıkmaz. Yani intikam hislerinden de hiçbir şey çıkmaz bunlar boş
işler bunu ne bir Müslüman yapar ne bir Hıristiyan yapar ne de gerçek
bir Musevi yapar. En kısa zamanda hemen kardeş olup yaraları en kısa
sürede tamir edip, tedavi edip yolumuza devam etmemiz lazım. Kıbrıs çok
zengin olmaya ve daha da güzelleşmeye maddi ve manevi daha da
güzelleşmeye çok uygun bir yer. Çok güzel bir yer.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIBRIS POSTASI RÖPORTAJI
(23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Özetle tüm kapılar açılıyor. İki milletiz, iki diniz, ve kardeşiz biz. Hıristiyanlara
saygı duyuyoruz çok, sevgi duyuyoruz. Onlar bizim kardeşlerimiz.
Gitsinler kiliselerinde ibadet etsinler, biz iftihar ederiz. Rum
olmaları gelsinler eğlenelim, yiyelim, içelim, ama devletlerimiz
ayrı, evlerimiz nasıl ayrı ise, biz nasıl iki ayrı ev gidip misafirliğe
gidiyoruz. Eğleniyoruz, konuşuyoruz, aynı bu şekildedir. Devlet
olmaktan niye gocunuyorlar, Türk askerinden niye gocunuyorlar. Türk
askeri orada sevgi sunuyor, muhabbet sunuyor. Dostluk sunuyor ve onlar
için bir güvence.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN GALOS GAZETESİ (KIRIM) RÖPORTAJI
(2 Kasım 2008)
Adnan Oktar: İslam
laikliği ortaya çıkarmıştır. Laiklik sonra İslam'a ilave edilmiş bir
şey değildir. Millet zannediyor ki, Laiklik Yunanlıların bir icadıdır. Eski Yunan'dan gelme bir şeydir yahut o devirden kalmadır gibi düşünüyorlar. Yahut
işte Fransızların uyguladığı bir sistemdir. Bütün dinler, hak dinlerde
laiklik vardır. Laikliği, laikler dinlerden aldılar, hak dinlerden
aldılar. Mesela, Hıristiyanlıkta da vardır, Musevilikte de vardır.
Hz. İbrahim'in dininde de vardı laiklik. Yani, hak dinlerden alınmıştır
laiklik. Bunun faydası şudur, münafık olmaz, sahtekar olmaz, yani
dürüstçe açıkça söyler kim ne varsa ve rahat eder Müslümanlar. O
yönüyle Türkiye modeli güzel.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI
(14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Bir kere İslam, adı üstünde barış dini. Yani, silim barış, sevgi,
şefkat, merhamet, dostluk, arkadaşlık, yardımlaşma, iyi olan her şey.
Ama bunu cahilin cühelanın eline verirsen, asar, keser, bombalar, darma
keşan eder. Niçin yapıyorsun der? Allah için yapıyorum der adam.
Cahilin elinde böyle olur, yani İncil'i de zaten Hıristiyanlar aldılar,
bambaşka bir şekilde uygulamaya kalktılar. Haçlı seferleri
düzenlediler, muazzam katliamlar yaptılar. Astılar, kestiler, Museviler
de öyle. Tevrat'la yaptıkları katliamların haddi hesabı yok. Halbuki,
Tevrat komşuya dahi, yani herhangi bir komşu ama yani herhangi bir
dinden, çok şefkatli ve koruyucu olmayı emrediyor. Bu Hıristiyanlıkta
da vardır. Yani, sevgi dini Musevilik ve Hıristiyanlık da sevgi
dinidir. İslamiyet de sevgi dinidir. Ama kalbi katılaşmış, Avrupa'da
eğitim görmüş, Darwinist eğitimi almış, gerilla eğitimi almış, Komünist
eğitim almış adamın eline Kuran'ı verirsen, senin karşına böyle gelir. Yani,
çünkü adam kafasındaki kini ve nefreti uygulamak için Kuran'ı haşa
kullanıyor. Yani, halbuki Kuran'da bir insan cinayet işlediğinde,
katili getiriyorlar. Allah diyor ki: Katili affet. Ayet var. Daha bunun
üstüne ne var? Adam öldürmüş adam, kasten, azmen ve kasten, adam öldürmüş. Kuran bunu affedin diyor. Böyle
bir dinde şiddeti nasıl buluyorlar? Yani bombalama, asma, kesme, mesela
küçük küçük çocuklar ufak, kadınlar var, arasına bombayı koyuyor adam.
Darma keşan hepsini birden havaya uçuruyor. Niçin yaptın diyorsun?
Allah için yaptım diyor. Kardeşim desene ben Darwinist eğitimden
geçtim, materyalist eğitimden geçtim, Stalin hayranıyım. Ama Kuran'la
da kendimce bağdaştırmaya çalıştım bunu, milletin gözünü boyuyorum.
Biliyorum İslamiyet'te böyle bir şey yok ama, demesi lazım. Hastayım
diyecek bu adam. İşin doğrusunu söylesin. Kuran'da böyle bir şey yok.
Peygamberimiz (sav) son derece şefkatli, merhametli bir insan. Kedi
uyuyor kucağında Peygamber'in, eteğini kesmiş, hayvanı rahatsız etmemek
için, uyandırmamak için, öyle bir Peygamberimiz (sav) var bizim. Nerede ki öyle insanları bombalamak, çoluk çocuğu bombalamak, ortalığı
birbirine katmak, ve şiddet. Bir de ruh şiddeti de ayrıca. İşte oturma,
kalkma, sağa dönme, sola dönme, havaya bakma, yeme, içme, sanat yok,
bilim yok, teknoloji yok, sevgi yok. Bunun dinle alakası yok bunların.
Bunlar kendi ruhundaki karanlığı, kendi ruhundaki şirk düşüncesini,
Kuran'a uygulamaya kalkan insanlar. Peygamberimiz (sav)'in hayatı
(s.a.v) ortada. Güzellikten hoşlanıyor, estetikten hoşlanıyor, sanattan
hoşlanıyor, etrafı temiz ve güzel, konuşmaları son derece nezih
Peygamberimiz (sav)'in. Hep şefkatli, espritüel, gönül alıcı, bulunduğu
yer tertemiz, yani o zamanın güç imkanlarıyla mesela gül ektiriyor.
Yani, Mekke, Medine ortamını düşünün çöl ortamı. Orada bile gül
yetiştiriyor düşünün. Yani, estetiğe ve sevgiye, güzelliğe olan
yatkınlığını buradan anlıyoruz. Torunlarıyla şakalaşıyor koskoca
Peygamber. Tabi mesela, kovalıyorlar Peygamberi, O da onları kovalıyor.
Ya böyle bir insan Peygamber, orada bakıyorsun adamın suratından düşen
bin parça, yani adamın yüzüne katil suratı çökmüş. Öyle Müslüman olur
mu? Onun için böyle, dini, İslam'ı insanlara anormal göstertme, haşa,
düşüncesinin arkasında Masonlar var. Ve bunların hepsi Darwinist,
Materyalist, Stalinist eğitim almış insanlar. Böyle şeytanca bir
düşünceyle İslam'ı insanlara korkunç göstertmek istediler. İşte 11
Eylül terör saldırılarını Müslümanlar yaptı. Nerenin Müslümanı,
arkasına bir bak bakalım, bakıyor altında adamlar Amerika'da eğitim
almış, Darwinist eğitim almış, Marksizm'i çok iyi bilen, Stalin'in
bütün uygulamalarını çok iyi bilen adamlar çıkıyor. Niye buna Müslüman
diyorsun? Yani, beyni yıkanmış, hasta adamlar. Onun için Müslümanlığa
yapılan her saldırı şeytanın yaptığı bir saldırıdır. Biz bu oyuna
gelmeyiz. İslamiyet Peygamber'in uygulamasıyla da ortada (s.a.v)
Kuran'ın şefkat dolu izahları zaten çok çok ortada Allah'ın izahları.
Kur'an ayetleri çok çok ortada. Bu oyunda aynı Darwinizm gibi bir
aldatmacaydı, biz bunu da bozduk ve bozacağız inşaAllah.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KONYA TV RÖPORTAJI
(29 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR: Ateist Siyonistler, Yahudi halkı, Musevileri esir almış durumdalar.
İsrail'deki dindar Museviler, bunlar zaten bizdar haldeler, perişan
haldeler. Ve bunları feci şekilde eziyor, ateist Siyonistler. Gerçek
Musevi dindarlar iyi insanlardır. Güzel huyludur. Allah'tan korkarlar.
Tek bir Allah'a inanırlar. Allah'a dua ederler. Ahiret inanaçları
güçlüdür. Helale harama dikkat ederler. Fakat ateist Siyonistler müthiş
zalim, kan dökücü ve psikopat tıynetlidirler. Gözü dönmüş, gözü kara,
sürekli kan isteyen, şeytana sürekli kan sunan bir sistemdir. Şeytanın
en büyük gıdası kandır. İnsan kanı ister şeytan. Tarihin en eski
devirlerinden beri biliyorsunuz törenler yaparlar, insan keserler,
gençkızları keserler, çocukları keserler. Sürekli şeytan kan ister.
Bunlarda şeytana sürekli kan sunmak mecburiyetinde kendilerini
hissediyorlar.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI
(18 Mayıs 2008)
LE MONDE-ÇEVİRMEN: Amerika'da
ve Avrupa'nın bir çok; ki Hıristiyanlar da dahil olmak üzere
fundemantelist, köktendinci olan gruplarda da bu yaratıcılığın
Allah'tan geldiğine dair olan teori de destekleniyor. Sizin bu
Avrupa'da veya diğer ülkelere yapmış olduğunuz kampanyadaki gayeniz
nedir, girişiminizin nedeni?
ADNAN OKTAR: Bütün
insanların Allah'a inanması, Allah'ın birliği altında bütün insanların
kardeş olması, birbirini sevmesi, anarşi ve terörün kalkması, tek bir
ailenin çocukları gibi mutluluk içinde bu dünyada yaşamamız.
LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bir şey daha sormak istiyorum, bu kitabın amacı Fransızları İslam'a mı davet etmek?
ADNAN OKTAR: Yok,
gerçek Hıristiyan olmalarını, gerçek Musevi olmalarını ve Müslümanların
da gerçek Müslüman olmalarını istiyorum. Mesela Nicolas Sarkozy'nin
gerçek Katolik olması, gerçek bir dindar olmasına ben çok sevindim ve
şu an onu kardeşim gibi çok seviyorum.
LE MONDE-ÇEVİRMEN: Size göre gerçek bir Katolik nedir?
ADNAN OKTAR: İnsanlara
zarar vermeyen, insanları seven, komşusuna zarar vermeyen, Allah'ı çok
seven, ahirete inanan, meleklere inanan, ahirette Allah'a hesap
vereceğine inanan dürüst bir insan. Bütün dinlerin amacı zaten sevgi,
kardeşlik ve barıştır. Mesela Tony Blair de aynı şekilde; İngiltere
Başbakanı, onda çok ciddi değişiklik oldu kitap gittikten sonra.
Sosyalist eğilimli ve materyalist düşüncedeyken Allah inancıyla ilgili
çok samimi, güzel demeçleri olmaya başladı. Bu çok sevinç verici, ona
karşı da saygım, sevgim inanç bağlamında çok arttı. Allah'a inanması
konusunda ona karşı sevgim çok arttı, çünkü aynı Allah'a inanıyoruz.
Bu, onda daha olumlu değişikliklere sebep olacaktır. Zamanla insanlar
bunu görecektir; ahlakına, kişiliğine çok çok olumlu etki edecektir,
insanlar da bundan çok memnun olacaklardır diye umuyorum.
LE MONDE-ÇEVİRMEN: Başka bir şekilde de ifade etmek gerekirse bu kitabınızın esas amacı aslında dinin yeniden ön plana çıkması mı?
ADNAN OKTAR: Evet,
bütün dünyada Allah inancının yeniden güçlenmesi, bütün insanların
Allah'ın koruması altında tek bir aile gibi mutlu ve sevinç içinde
yaşamaları, adeta bir cennet gibi olması dünyanın. Savaşların, terörün
ve anarşinin tamamen ortadan kalkması, silaha verilen paraların
insanların mutluluğu için harcanması. Bu yakın zamanda olacak, bu
dediklerim. İsa'nın inişiyle bu tam mükemmel hale gelecek; İsa'nın
inişi bir hayali düşünce değil bir gerçek, dünya buna çok şaşıracak.
Dünyayı şok edecek en büyük olaylardan biridir Mesih'in inişi.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN MİLLİ GAZETE RÖPORTAJI
(19 Mayıs 2008)
Adnan Oktar: Benim güzel yönlerimden birisi Vahabileri, Şiileri,
Caferileri yıllardan beri canım gibi sevdiğim kardeşlerim olarak ilan
ederim ve aralarında hiç bir ayrılık görmem. Ve hepsiyle bağlantı
içinde olurum ama Allah bir diyen ve Allah ile bağlantı içinde
olan her inananı da çok çok severim. İster Yahudi olsun, ister Musevi
olsun hiç farketmez. Çünkü Hz. İbrahim'i seviyor mu seviyorlar, Davud'u
seviyor, Hz. Yusuf'u seviyor. Benim sevdiğim peygamberleri seviyorlar.
Melekleri seviyorlar, ahirete inanıyorlar. Allah'ın birliğine de
inanıyorlar. Tamam o zaman ben onları severim. Ama eksik yönleri var
onlar ayrı mesela, onu eleştiririz. Biz mesela Hıristiyanlarla
arkadaşız, kardeşiz, ama hangi konuda ayrılıyoruz tevhid konusunda
Allah'ın varlığı ve birliğini tek olarak kabul edecekler biz bunu
istiyoruz bu konuda bir anlaşalım diyoruz o olmadığında o yönlerini
kabul etmeyiz. Ama genede Ehli Kitap olarak biz onlarla dostluğumuzu
devam ettiririz yani Ehli Kitap vasfını kaldırmaz o onların. Kuran'da
Ehli Kitap değildir demiyor Allah, bu onların yarlış yönü olarak
belirtiyor Allah yani teslis inançlarının yanlış olduğunu söylüyor
Allah, ve Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu demelerinin yanlış olduğunu
söylüyor Allah gelin bir kelimede birleşelim. Allah'ın birliğinde
birleşelim diyor Allah onlara. Ama bunlar bağlantı kurulmayacak
görüşülmeyecek, insanlardır demiyor Allah. O anlamda mesela Museviler
de öyle biz onlarla görüşürüz hatta Musevilerin kestiği de yenir. Yani
kestiğini yeriz, efendim yemekleri yenir, kız alabilirsiniz, evlerine
gidilir, diyalog budur işte. Yani Kuran'ın bize gösterdiğinin dışında
yeni orijinal bir diyalog anlayışı değil bizimki. Peygamberimiz (sav)in
yaptığı diyalog ne ise peygamber efendimiz zamanında Hıristiyanlarla
yapılan diyalog ne ise, aynısıdır benim söylediğim.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI
(6 Eylül 2008)
Adnan Oktar: Ehl-i Kitabın hükmü Kuran'da açıkça belirtilmiştir, Peygamberimiz (sav)'in fiili sünnetiyle de çok açıktır. Ehl-i
Kitap bizim kardeşlerimizdir, Ermeniler, Yahudiler, Museviler,
Ortodokslar, Protestanlar yani Hıristiyan alemi, hepsi kardeşimizdir.
Hepsi aynı Allah'a inanıyoruz Musevilerle de, Hristiyanlık aleminde de,
Müslümanlıkta da Allah aynı Allah'tır. Hepsi aynı temel inançlara
sahiptirler, o yüzden Ehl-i Kitabın bulunmuş olması zaten bir
nimettir, yani onların dinsiz olmasındansa yahut başka sapkın bir
cereyan içinde olmalarındansa, Ehli Kitap olmaları büyük bir nimettir.
Bu, Müslümanlar için rahatsız edici bir şey değildir, son derece makul.
Allah çünkü Ehl-i Kitabın zaten var olduğunu Kuran'da belirtiyor.
Onların yapacağı güzel şeyler var, Müslümanların yapacağı güzel şeyler
var. Onlarla birlikte kardeşçe yaşamak, onlarla konuşmak, görüşmek,
sohbet etmek, yemek, içmek, hatta Hristiyanlardan, Musevilerden kız
alınabilir, evlenilebilir, yani tam sosyal hayat normal yaşanılan
insanlardır, yani güvenilebilir insanlardır ayrıca. Bir kadın, bir
insanın eşi oluyorsa, kadınla çocukları oluyorsa ve aynı ailede
yaşıyorsa, yani bu çok güçlü bir dostluk ve sevgi demektir.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN PAKİSTAN ARY TELEVİZYONU RÖPORTAJI
(22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR : Mesela bizim Musevi komşumuz vardır, Hıristiyan bir komşumuz vardır,
çağırırız beraber yemek yeriz, sohbet ederiz. Ben bir Hıristiyan kızla
evlenebilirim veyahut Musevi bir kızla evlenebilirim. Allah'ın
varlığından birliğinden konuşuruz, diyalog budur. Bunun dışında bir
diyalog olmaz.
ADNAN OKTAR : Laiklik,
münafıklığı ortadan kaldırır. Yani, bir insan laik olan bir ortamda
Müslüman'sa açıkça Müslümanlığını söyleyebilir, Hıristiyan'sa
Hıristiyanlığını söyleyebilir, dinsizse dinsizliğini söyler. Benim
anlattığım, bir insanın inancının serbest olması. Yani, hangi
inançtaysa o inancı rahatça yaşamasıdır. Müşrikse, adam müşriktir bunu
biz zorla Müslüman yapamayız. Hıristiyan'ı zorla Müslüman yapamayız.
Yani, inancını yaşar.
ADNAN OKTAR: Evet,
dindar Hıristiyanlarla dindar Musevilerle dindar Müslümanlarla ittifak
ederek ateistliğe karşı Deccalliyete karşı mücadele etmeleri gerekir.
KültüreL...
MUHABİR : 11 Eylül olayından sonra gelişen bir aralarındaki çatışma
ADNAN OKTAR: Evet,
yani çatışmadan şiddetle kaçınmak gerekir, bilakis Hıristiyan
dindarların tamamını ve bütün dindar Musevileri de Müslümanlardan yana
çekerek, çünkü asıl konu şuan ateistlik dünyada yani Allah'a karşı
savaş açmış durumdalar Deccalliyet. Ama onlar Allah'a inanıyorlar Ehli
Kitap Allah'a inanıyor yani Allah'ı seviyorlar, Allah'ı sevenlerin
Allah'a düşman olanlara karşı birlikte mücadele etmeleri gerekiyor, ama
tabi bu fikri düzeyde olması lazım.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI
(13 Ekim 2008)
MUHABİR: Peki Türkiye'nin İsrail'le yakınlaşmasını nasıl görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR:
Çok şahane, süper, İsrail Peygamber soyudur, Hz. İbrahim'in, İshak'ın,
Yakup'un soyudur ve mübarek bir nesildir ve çok zeki, akıllı
insanlardır Museviler ve çok terbiyelidirler, helale harama dikkat
ederler, Allah'tan korkarlar, Allah'ı çok severler, Allah'ın birliğine
inanırlar, ibadetlerinde çok titizdirler, bu insanların mutlu olmak
hakkı.
MUHABİR: Türkiye'de mesela Musevi iş adamları var, onlarla diyaloglarınız nasıl?
ADNAN OKTAR:
Mesela Vitali Hakko, Allah rahmet etsin, vefat etti, biliyorsunuz,
gidin Vakko'ya hep Osmanlı hayranlığını görürsünüz yani hep mesela
kumaşlarda olsun başka süslerde olsun muazzam bir Osmanlı hayranlığı
vardır ve Osmanlı terbiyesi almış bir ailedir, yani hemen anlarsınız
üsluptan. Tabi ki kusursuz değiller, yanlış, eksik yönleri olabilir ama
bir Osmanlı terbiyesini köklerinde görürsünüz. Ermeniler de böyledir.
MUHABİR: Mesela İshak Alaton.
ADNAN OKTAR:
Tabi ki mesela bunlar hep Osmanlı terbiyesinin izlerini sürekli
muhafaza eden, ailelerinde muhafaza eden insanlardır. Ve Ehli Kitaptır
bu insanlar Allah'ın birliğine inanıyorlar. Allah'tan korkarlar,
Allah'ı severler, helale harama dikkat ederler dolayısıyla Musevi
düşmanlığını da masonlar meydana getiriyorlar.
MUHABİR: Yani sizin için Adnan Bey'i düşünürken bazen şöyle düşünülüyor işte
Musevilere karşı falan, yani siz Musevilere karşı değilsiniz masonlara
karşısınız.
ADNAN OKTAR: Ben ateist Siyonistlere, Yahudi kökenli ateist Siyonistler vardır, yani
ırk olarak Yahudidir; ben Musevi demiyorum dikkat ederseniz Yahudidir,
fakat Allah'a inanmaz; ve Allah'a karşı haşa mücadele eder. Ben bunlara
karşıyım; ve şeytana tapar bu adamlar ve masonlar ve ateist
Siyonistler. Yoksa dindar Museviler bizim kardeşimiz, canımız ciğerimiz
onlar, olur mu, sinagogdan çıkmaz onlar, sürekli Allah'a dua ederler,
elleri havada, hep Allah'la coşku içinde bir bağlantı içindedirler ve
çok dindardır Museviler; Allah'a aşıktır, müthiş severler Allah'ı; biz
öyle insanlara niye karşı olalım?
MUHABİR: Çünkü Adnan Bey deyince hep böyle bir şeyi de, belki öyle bir imaj...
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır, hayır. Benim mücadele ettiğim, düşünce olarak fikren
mücadele ettiğim şey, sadece masonluk ve ateist Siyonizmdir; yani tabi
komünist düşünce, her türlü materyalist düşünce ve Darwinizm. Çünkü bu
bir aldatmaca... Bütün insanları göz göre göre aldatıyorlar.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN REUTERS RÖPORTAJI
(Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR: Gerçek bir Hıristiyan'ın tek Allah'a inanan, bütün peygamberleri seven,
meleklere inanan bir dine karşı olacaklarına inanamıyorum. Yani bunu
makul göremem, hiç inandırıcı da gelmiyor. Mesela Museviler İslam
dininin geçerli bir din olduğunu kabul ediyorlar. Bu çok önemli. Hz.
Nuh'un anlattığı dine uygun olduğunu ve Nuhi bir din olduğunu kabul
ediyorlar. Ve bir İslam dini olduğunu kabul edip buna inanıyorlar. Aynı
şekilde Hıristiyanların da ben zeminde, buna inandıklarına inanıyorum.
Üç dinin de inançları aşağı yukarı birbirinin aynı, yani peygamberlere
inançları aynı, ahiret inançları aynı, sonradan dirilme inançları aynı,
ahlak konusundaki inançları aynı. Yani %90 birbirine benziyor üç dinin
inançları. Zaten Mesih geldiğinde, İsa Mesih geldiğinde, bu ayrılık da
kalkacak tek bir din olacak.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN SEHER TV, İRAN RÖPORTAJI
(3 Ekim 2008)
Adnan Oktar: Soykırım masonluk için, Müslüman soykırımı ne kadar elzemse, Musevi
soykırımı da o kadar elzemdir masonluk için. Ateist siyonizim için
hiçbir farklılık yoktur yani her ikisinin de zaten yok edilmesi
gerekir, Hıristiyan soykırımı da gerekir. Yani Allah'a inanların yok
edilmesi esastır bu düşüncede. Onun için bu düşünceye karşı en güzel
çözüm Hristiyan, Müslüman ve dindar Musevilerin elele vererek şeytanın
oyunlarını bozmalarıdır. Bu da ancak Türk İslam Birliği ile olur
inşaALLAH. Türk İslam Birliği olduğunda İsrail de bizim kardeşimizdir,
dostumuzdur, onları da muhabbetle bağrımıza basacağız. Mesela
Ermenistan da bizim can ciğer dostumuzdur, kardeşimizdir. Hıristiyan
olan, Ehl-i Kitap olan kardeşlerimizdir, onları da bağırımıza basacağız
ve himayemize alacağız inşaALLAH ve böylece onları bu ateist Siyonist
kıskaçtan, mason kıskacından kurtarmış olacağız inşaALLAH.
Muhabir: Yani İsrail varlığını siz Siyonist, ateist Siyonistten ayrı bir mesele bilirsiniz?
Adnan Oktar: Tabi, tabi yani İsrail halkı çok mazlumdur, dindardır onlar, Allah'tan
korkarlar, Allah'ı çok severler. Allah'ı bir bilirler. İbadet yaparlar,
insan öldürmekten nefret ederler. Komşularını severler,
yardımseverdirler Museviler. O alçaklık yapanlar ateist Siyonistlerdir.
Mesela biz gittik İsrail'de Allah'ın varlığını anlatmak istedik bir
üniversitede, Darwinizm'in yanlışlığını anlatmak istedik ve
antidarwinist, Darwinizm'e karşı bir konferans vermek istedik; okuldaki
mason yöneticiler bizi engellediler. 'Siz bunu yapmayacaksınız' dediler
ve biz bu konferansı yapamadık, mesela. Oradaki Museviler bundan çok
rahatsız oldu, dindar Museviler. Biz de Müslümanlar olarak çok rahatsız
olduk. Müslümanlarla dindar Museviler kardeş, muhabbet içindeler. Fakat
ateist Siyonistler buna karşı oluyorlar.
Muhabir: İsrail adıyla Filistin toprağında yerleşen insanlar, Siyonist
düşüncesiyle esasında orada yerleştirildiler. Bunu nasıl farklı
bilmekular?
Adnan Oktar: İsrail'in, yani Musevilerin Filistin'de olması çok güzel birşey, o
Kuran'da da var olan birşey. Yani Allah onların orada olacağını zaten
Kuran'da belirtiyor. Kuran'da birçok ayet var onların orada
yaşayacağına dair. Orası onların vatanıdır zaten, biz onları kardeşçe
kucaklamak ve korumakla mükellefiz. Biz onları oralardan kovmak, yok
etmekle mükellef değiliz. Onlar bizim kardeşimiz, Hz.İbrahim'den, Hz.
Musa'dan kalan bize emanetler onlar. Onlar gider Sinagog'da Allah'a dua
eder, ibadet ederler, temizliğe dikkat ederler, Peygamberleri överler,
sevgi dolu insanlardır. Ve Müslümanlara karşı da derin muhabbetleri
vardır, çünkü Müslümanları onlar tevhid inancında gerçek din sahibi
olarak kabul eder, gerçek Museviler. Yani Allah'ın birliğine inandığı
için Müslümanlar, Museviler Müslümanları kendileri gibi görürler, yani
dindar olarak görürler ve onları dinsiz olarak görmezler. Bu bilinmeyen
birşey. Ama ateist Siyonistler nefret ederler Müslümanlardan ve dindar
Musevilerden de ve dindar Hristiyanlardan da, bunu çok iyi ayırt etmek
lazım. Yoksa onların İsrail'de olması bizim için bir zenginlik ve
güzellik, tabi ki orada olacaklar. Dedelerinin mezarları orada, bütün
hayatları orada geçmiş. Biz, Müslümanlar zaten misafirperverdir. Yani
onların orada bir yurdu olmasa dahi, biz onları orada ağırlamaktan
şeref duyarız. Osmanlı döneminde de biz ta İspanya'dan aldık
getirttirdik Musevileri, İstanbul'a getirdik, burada yerleştirdik,
onlara yurt verdik, toprak verdik, imkan verdik ve burada huzur içinde
yaşadılar. Onun için yani dindar Musevilerin korunması zaten bir
ibadettir bir Müslüman için, önemli ve gerekli olan birşeydir. Yani
Musevileri gördüğümüz yerde yok edelim kafası, o ateist Siyonistlerin
kafasıdır. Ateist Siyonistler bunu düşünür. Masonların düşüncesidir bu,
Müslüman böyle düşünmez.
Adnan Oktar: Bunlar geçici çözümler. Asıl olan oradan, dindar Musevilerin
içerisinden ateist Siyonistleri bir kere kovmak lazım ve onları etkisiz
hale getirmek lazım. Orada yönetim tamamen dindar Musevilerin
kontrolünde olması lazım. O zaman hiçbir sorun çıkmaz. Bayağı rahat
ederler yani dindar Museviler Müslümanları çok seviyorlar, bayağı
muhabbet ehli onlar. Allah'ın birliğine inandığımız için yani Hz.
Nuh'un dinine tabi olarak bizleri görüyorlar ve Hz. Muhammed (s.a.v)'in
getirdiği İslam dinini de bir tevhid dini olarak görüyorlar, yani bir
hak din olarak görüyorlar. Yani kendileri bu dine girmemiş olsalar
bile, bizi dindar olarak kabul ediyor onlar. O yüzden, velev ki kabul
etmeseler bile, kabul etmeseler bile kendileri Ehl-i Kitap zaten, yani
bizim dinimiz onları zaten korumayı istiyor ama onların inancına göre
de biz tevhid inancındayız. Yani öyle bir ayrılığımız gayrılığımız yok.
Hristiyanlar da yine öyle, gerçek dindar Hristiyanlar Müslümanları
severler. Allah'a inanıyor olmaları, Hz. İsa'yı bekliyor olmaları, Hz.
Meryem'i seviyor olmaları, diğer peygamberleri seviyor olmaları,
Müslümanlara karşı derin bir muhabbete sebep olur. Onun için bizim
yapacağımız dindarların, dünyadaki bütün dindarların elbirlik olmaları,
birbirlerine böyle sıkı sıkıya sarılmalarıdır. Dünyada iki güç var. Bir
Allah'a inanmayanlar, bir de Allah'a inanlar var. Allah dostlarıyla
Allah düşmanlarının mücadelesi var. Biz Allah dostları biraraya
geleceğiz, o zaman bu konu kökünden hallolur.
Adnan Oktar: Allah'a inanan Musevilere bir kere Müslümanlar çok iyi kucak açmalı,
onlara sevgi göstertmeli, muhabet göstermeli, onları evlerine davet
etmeli, hatta bak buna çok büyük işaret var. Yemekleri yenir diyor
Allah, yemeklerinden yiyin diyor. Ne demek? Beraber sofra kurun,
beraber yemek yiyin. Evlenilir de, mesela kız da alınır. Onlar
canımız-ciğeriz, kardeşimiz bizim, onlardan bir alıp veremediğimiz yok.
Onlar zengin olsun, huzurlu, güzel yaşasınlar. Ateist Siyonistlere
karşı birlikte mücadele edeceğiz. Birlikte Allah'ı analım, toplanıp dua
ederiz. Kitap çıkartalım, yazılar yazalım, anlatalım. Ateist
Siyonistler de tabi, bunlar da insan, belki bunlardan da hidayet
bulacak insanlar var, belki bunlar da düzelecekler ama biz mücadele
etmekle mükellefiz. Ama bu dindar Hıristiyan, dindar Musevi, dindar
Müslüman biraraya geldiğinde dünyanın en büyük gücü olur bu ve buna
hiçbiri karşı koyamaz. Ama üçe ayrılırlarsa, Müslümanlar da kendi
aralarında ayrılırlarsa, o zaman çok az bir kuvvetle Deccal hakim olur.
Ama bu kuvvetler biraraya gelirse Deccal zaten, bir üfürümlük gücü var.
Yani bir üfürmekle gider Deccal, hiçbir gücü yok.
Adnan Oktar: Siyonist düşünce Allah'a, Kitaba inanmayan, Hz. Musa'ya, İbrahim'e,
İshak'a, Yakup'a, İsmail'e, Harun'a, Yusuf'a hepsine düşman olan,
sapkın bir cereyandır. Siyonist düşünce, yani dinsiz Siyonizm böyledir.
Masonluk da aynı bu şekildedir. Şiddetle reddederler Tevrat'ı, asla
kabul etmezler. Fakat insanların birbirlerine kırdırılması fikri
vardır. Yani insanların birbirleriyle mücadele etmesi durumunda
insanlığın daha mutlu olacağına inanır bu sapıklar. Yani kan
döktüklerinde, savaş yaptıklarında, birbirleriyle uğraştıklarında,
insanlığın gittikçe mükemmelleşeceği ve evrimleşeceği gibi böyle
şeytani ve delice bir inançları var. O yüzden de insanları birbirlerine
kırdırıp geçirttiriyorlar ve bunun da çok iyi olduğu kanaatindeler. Biz
bu sapıklığa karşı İsrail'de de yine bu kitaplardan dağıttırdık.
İnternet yoluyla yine İsrail'den çok fazla indiren var kitabı. Biz
dindar Yahudileri, dindar Musevileri kurtarmanın da peşindeyiz ayrıca.
Hem dindar Hristiyanları, hem dindar Musevileri, çünkü bunlar ateist
Siyonizmle başları belada olan insanlar. Ateist Siyonistler bunların
başına tam musallat olmuş durumda. Yani Musevi düşmanıdır ateist
Siyonistler, yani gerçek dindar bir Musevi onlar için düşmandır.
Kırdırıp geçirilmesi gerikir. Mesela ne yapalım diyorlar, Arap
ülkelerini savaştıralım, onların üzerine intihar bombacıları
gönderelim. Bombalama faaliyetleri yapalım. Savaşlar çıkartalım.
Bunları kafalarını iyice ezerek, sıkıntıya sokalım diyorlar. Mesela
Hitler'i de, Musevileri musallat eden yine Siyonistlerdir. Hitler bir
çok Musevi'yi, dindar Musevi'yi katletmiştir biliyorsunuz ama ateist
Siyonistler, Hitler'in yardımcılarıydı. Yani ona çok iyi destek
sağlayan insanlardır. Fakat ateist Siyonistler, nazi düşüncesi,
komünist düşünce hepsi derinliğini, asıl inancını yaratılış düşüncesine
zıt olan Darwinizm'den alır. Darwinist düşünce bu sapkın düşüncenin
asıl dinidir.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI
(21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Türk-İslam
Birliği zaten uluslararasıdır. Ama kardeşler arası diyelim. Kardeşler
arası bir çalışma. Tabiki, Türk Devletlerinin hepsine ulaşmaya
çalışıyoruz. İslam ülkelerinin hepsine ulaşmaya çalışıyoruz ama
Hıristiyanlar da Museviler de Allah'ın bize emanetidir. Yani ben onlara
karşı derin bir şefkat, derin bir sevgi ve koruma hisleri
içerisindeyim. Onun için ben Türk-İslam Birliği içerisinde
özellikle Ermenistan'ın bulunmasını istiyorum. Özellikle İsrail'in
bulunmasını istiyorum. Ki görsünler, kendilerine gösterilecek sevgiyi,
ilgiyi, alakayı, desteği, yardımı ve ne kadar hürriyet içinde
olacaklarını, ne kadar dostane ve sevecen davranılacağını görsünler
şeklinde bir isteğim var inşaAllah. Çünkü mesela Museviler, Hz. Musa'ya
bakın kaç bin yıldan beri bir sadakat gösteriyorlar. Bu çok güzel bir
şey. Mesela Hz. İsa'ya 2000 yıldan beri sadakat gösteriyorlar. Bu çok
güzel bir şey. Ama bilmiyorlar. Fetret devri gibi bir devirdeyiz. Fark
etmemiş olabilirler. Kuran'ı anlamamış olabilirler. Kuran'ın aleyhinde
onları çok kışkırtıyorlar. Ama anladıkça, öğrendikçe bir çok şeyi fark
etmeye başladı. Mesela teslis inancının yersizliğini anlamaya
başladılar. Mesela Museviler, ahiret inancının önemini daha iyi
kavramaya başladılar. Tevrat'ta var, fakat çıkartmışlar. Buna rağmen
Tevrat'ta görülüyor ahiret inancı. Bunu Kuran'ın etkisiyle
güçlendirmeye başladılar. Bu insanlara Kuran, İslam anlatıldıkça, hiç
olmazsa şirk olan ve yanlış olan yönlerini düzeltiyorlar. Yani bu da
çok büyük bir başarıdır, bir nimettir ve güzelliktir. Cenâb-ı
Allah diyor ya ayette; Şeytandan Allah'a sığınırım: "Gelin ortak
bir kelimeye gelelim. Allah'ın birliğine..." Buna davet ediyoruz
ve onlar da bizlerin kardeşleridir. Onlar da eski İslam dinidir, tahrif
olmuştur, ama eski İslam dinidir ve Ehl-i Kitap'tır, onlar. Dolayısı
ile en az Müslümanlar kadar sevgiye, saygıya, korunmaya, hakkı olan
insanlardır. Dolayısı ile onlar da huzur ve güvenlik içinde
olacaklardır.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV RÖPORTAJI
(24 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Evet
o dönemde, onun da güzel bir atılımı oldu. Sonra yeniden biz ikinci
hamle, ikinci atağa geçtik. Bu sefer de AKP hükümetinin o yönde güzel
atakları olmaya başladı yani peşpeşe peşpeşe atakları olmaya başladı.
En önemlisi Kafkas İttifakı projesi yeniden canlandırıldı. Bir tek tabi
onlarla kalmıyor aslında Kazakistan'la Türkmenistan'la, Türk
Devletleriyle gizli veya açık bir birleşme faaliyeti yoğun olarak devam
ediyor ama burada çok dikkat edilecek şey bu Türk İslam Birliği,
Hıristiyanlığı ezmek için bir birlik değil. Hıristiyanların daha rahat
etmesi, terörden korunması, bereket ve bolluk içinde yaşaması içindir
aynı zamanda. Musevilerin huzur ve rahatlık içinde yaşamasıdır. Çünkü bir ırk üstünlüğü, yani Türk ırkı dünyanın en üstün ırkıdır
iddiası değil burada. Biz diyoruz ki Türkler takvadır. Allah'tan
korkar, sadık ve güzel insanlardır. Güzel ahlaklıdır, misafirperverdir
ve fedakardır. Gelin, bu milleti lider edin, lider olsunlar. Türk İslam
Birliğini kuralım. Rusya da rahat etsin, Çin de rahat etsin. Amerika da
rahat etsin. İsrail de Ermenistan da hatta İsrail ve Ermenistan'ı da bu
birliğin içine alalım. Kardeşçe huzur içinde yaşayalım. Olay bu, yani
onları yok etme değil. Onları daha güçlendirme ve daha da diri hale
getirme politikası bu. Bunun iyi vurgulanması lazım. Daha önce
anlatılırken, sanki Türk Birliği deyince hani bir ırk üstünlüğü, bir
yani haşa Hitler gibi yahut Mussolini gibi ırk hakimiyetine dayanan bir
diktatörlük gibi düşünülüyor.
ADNAN OKTAR: Medeniyetler
ittifakı. Yani ben Musevileri seviyorum, Ermenileri seviyorum, Rumları
seviyorum. Hepsi benim kardeşim. Bütün Müslümanları seviyorum. Şiileri,
efendim Alevileri, Bektaşileri hepsini ben kardeşim olarak görüyorum.
Çünkü hepimiz ehli kıbleyiz. Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz. Hepimiz
aynı Peygamberlerin sevdalısıyız. Hepimiz Allah'a aşığız. Eğer ittifak,
medeniyet ittifakı buysa zaten bu Kuran'ın bir emri, ama başka birşey
diyorlarsa onu da araştırırız tabi ona birşey diyemem ama benim
anladığım anlamda buysa, bu zaten dinin bir emri.
ADNAN OKTAR: Museviler
Allah'ın bize emaneti benim onlara müthiş bir sevgim var ve saygım var.
Benim karşı olduğum ateist Siyonistlerdir. Bu aradaki farkı iyi
vurgulamak lazım. Yoksa İsrail'de onların bereket, bolluk içinde
yaşamasını ben isterim. Huzur içinde yaşasınlar, huzur içinde
ibaretlerini yapsınlar. Kimse de onlara niçin buradasınız diyemez ve
dememeli. Çünkü Peygamber neslidir, mübarek insanlardır, benim açımdan
öyle. Ama ateist siyonisler bugün İsrail'de İsrail devletini
yönetiyorlar. Ve İsrailli Musevilere de kan kusturuyorlar. Müslümanlara
da kan kusturuyorlar. Tam anlamıyla bir dehşet saçıyorlar.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI
(2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR: Bu
çok yanlış bir düşünce tabii. Beni İsrail, peygamber soyudur, bizim
kendi peygamberlerimizin torunlarıdır. Ve Hz. Musa'nın şeriatına tabi
olan insanlardır ve o şeriatı, yani o dini şu ana kadar yaşayarak devam
etmişlerdir. Dolayısıyla, peygamber soyundan olan bu tertemiz insanları
devletsiz bırakmak, milletsiz hale getirmeye kalkmak, topraklarından
sürüp çıkartmaya kalkmak, onlara yaşama hakkı vermemek hiç akılcı ve
vicdanlı bir tavır değil. Müslüman şefkatlidir, merhametlidir, sevgi
doludur. Tabi ki, onlar da bizim kardeşimizdir, yaşam hakları vardır.
Birinci sınıf insanlardır, o bölgede istedikleri gibi yaşarlar, ticaret
yaparlar, sanatla uğraşırlar, bilimle uğraşırlar. Yani, niçin onlar
oradan sürülüp çıkarılsın ve neden huzursuz yaşasınlar veyahut huzurlu
yaşam hakları ellerinden alınsın? Bunu, makul hiçbir insan kabul etmez,
ben de kabul etmiyorum. Tabiki huzur içinde mutluluk içinde
yaşayacaklardır, hayat garantileri olacaktır. Türk İslam Birliği
içerisinde bereket ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Kuran'ın hükmü
ortada, Peygamberimiz (sav) (sav)'in sünneti, uygulamaları ortada.
Peygamberimiz (sav) (sav) zamanında ehl-i kitap son derece rahat
yaşıyordu, Beni İsrail son derece rahat yaşıyordu. O zaman Kudüs'te de
onlar yaşıyorlardı, İsrail bölgesinde yaşıyorlardı. Mutluluk ve bereket
içindeydiler, Peygamberimiz (sav) (sav) onlara karşı çok şefkatli ve
sevecen davranıyordu. Musevilerden kız alınabilir, evlenilebilir,
onların kestiği yenir, sofralarında oturulur, evlerine gidilir, dost
olunur, arkadaş olunur bu Peygamberimiz (sav) (sav) zamanında olan bir
uygulama ve bir sünnettir. Bu Hıristiyanlar içinde aynı şekildedir,
Peygamberimiz (sav) (sav)'in cariyelerinden bir tanesi biliyorsunuz
Hıristiyandı. Ki, bizim annemizdir, yani saygıyla sevgiyle andığımız
bir insandır. Bunu, bir tek Musevilik için söylemiyorum. Aynı zamanda
Hıristiyanlar da öyle, mutluluk ve huzur içinde yaşamak hakkı olan,
rahat yaşama hakkı olan, bereket ve bolluk içinde yaşama hakkı olan ve
bunun sevincini yaşadıklarını görmemiz gereken insanlardır.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI
(14 Aralık 2008)
Adnan Oktar: Deccal
ahir zamanda İslam, Hıristiyan ve Müslüman inançlı kesime karşı, yani
Müslümanlara, Hıristiyanlara karşı, Musevilere karşı zıt, inançsız,
ateist bir fikir sistemidir. Bu Darwinizm'le temsil ediyor şu an. Yani
dünya tarihinde bu kadar organize bu kadar sistemli bir ateist
ayaklanma ve ateist oyun hiç olmamıştır ilk defa oluyor bu kadar
kapsamlı olması. O yüzden Darwinizm ahir zamanın ciddi anlamda
deccaliyetidir. Bir deccal sistemidir, tek gözü kördür, dünyaya madde
gözüyle bakar, mana gözüyle bakamaz ve deccal tarif edilmiştir ahir
zamanda. Yani deccal devrindeki teknoloji de tarif edilmiştir. Hatta
deccalin gökte uçacağı, yani o devirde hava ulaşımının olacağını,
denizin dibine kadar dokunulabileceğini, mesela trolle ile denizin
taranabileceği, uzak mesafelerin görülebileceği, hayvan olmadan
makineli tarımın olacağı, yani öküzsüz, sabansız tarlaların sürüleceği
-ki makineli tarıma işaret ediyor bu- makineli tarımın olacağı
belirtiliyor. Deccal devri çok detaylı belirtilmiştir rivayetlerde. Biz
o devirdeyiz. O devirde deccaliyetin maneviyatı ortadan kaldıracağı,
ilahlık iddiasıyla ortaya çıkacağı iddia edilmiştir. Şu an onlar da
maddeyi ve tesadüfü ilah haline getirmişlerdir. Ve dünya çapında ilk
defa bu kadar organize ateist bir yapılanma olmuştur. Ahir zaman deccal
sistemi budur.
Adnan Oktar: Benim dediğim
birliktelikte sevgi, barış, kardeşlik, makul düşünce, sanat ve
estetiğe, güzelliğe önem verme hakim. Refaha, huzura, insanların
hürriyetine, demokrasiye önem verme hakim ve Hıristiyanlara, Musevilere
karşı da derin bir şefkat, sevgi ve muhabbet hakim. Mesela benim
düşüncemde Ermeniler de, İsrail de Türk İslam Birliği'nin
içerisindeler. Dolayısıyla bir ırk üstünlüğü, bir kan üstünlüğü,
genetik üstünlük iddiası yok. Burada bir şefkat ve sevgi birliği var.
Dolayısıyla sertlik yok, insanları tedirgin edecek, huzursuz edecek bir
şey yok. İnsanların mutluluğu ve sevinci için gayret eden bir sistem
var.
Adnan Oktar: Hıristiyan birliğinin
karşısında değil, İslam Birliği, Hıristiyan birliği ile ittifak eden
bir birlik. Çünkü Hz. İsa'nın gelmesi mevzubahis. On yıl, on beş yıl
içerisinde Hz. İsa gelecek. Hıristiyanlarla, Musevilerle ve Müslümanlar
bunun heyecanı içerisinde. Museviler de Mesih'i bekliyorlar ama
özellikle Hıristiyanlarla bizim beklediğimiz Mesih Hz. İsa'dır. Biz Hz.
İsa'yı birlikte bekliyoruz Hıristiyan alemiyle ve onun heyecanı
içerisindeyiz. Onlarla bizim zıtlığımız nasıl olsun? Yani ortak
sevdiğimiz var, ortak beklediğimiz var, Hz. İsa'yı bekliyoruz.
Dolayısıyla onlarla tam bir ittifak olacaktır, öyle bir ayrılık
olmayacaktır.
Adnan Oktar: Tabi,
yani bunlar gittikçe artacaktır, gücüde artacaktır. Hıristiyanlarla,
Müslümanların iş birliği de gittikçe zaman içinde artacaktır. Daha bu
şiddetlenip çapı genişleyecektir. Bunların hepsi zaten Hz. İsa'nın iniş
alametleridir, mehdinin de çıkış alametleridir. Bunu dünyada hiçbir
ülke, hiçbir güç durduramaz. Bu dünyanın kaderi, mutlaka olacak Hz.
İsa'nın inişi. Mehdinin çıkışı da mutlaka olacak, 10-15 yıl içinde
insanlar bunun şokunu ve hayretini yaşayacaklar.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI
(12 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR: Yani isteyen Hristiyan olabilir, isteyen Yahudi olur, isteyen de
Müslüman olur. Hristiyan olan vatandaşın ibadet hürriyeti vardır,
istediği gibi kilise kurabilir, hatta buna gerekirse arazi de verilir.
Musevi vatandaş da öyle istediği gibi sinagogunu yapar, ibadetini yapar
yani dinsiz olmasından çok daha iyidir. Yani dinsiz bir insan mı daha
makbul bir Müslüman için yoksa dindar bir rahip mi daha makbul? Tabii
ki dindar bir rahip daha makbuldur. Dindar olması daha iyidir yani.
ADNAN OKTAR: İsrail devlet olarak orada yaşama hakkı olan bir devlettir ve millet
olarak da ben Musevileri severim, insan olarak severim. Fakat dindar
Musevileri, Allah'ın birliğine inanan, helale harama titiz olan
Musevileri severim. Bir de Allah'sız, ateist Siyonistler var. Bugün
İsrail'in yönetiminde hakim güçtür bunlar. Bu büyük sorundur. Yani bu
şiddeti, dehşeti uygulayanlar da onlardır, Masonluğu organize edenler
de onlardır. Ve bunlar açık açık Darwinizmi savunan, Materyalizmi
savunan, Tevrat'ın hükümleriyle adeta haşa alay eden insanlardır.
Kuran'ı kabul etmez, Tevrat'ı kabul etmez, İncil'i kabul etmez, hiçbir
kutsal değeri kabul etmez, ahiret inancı yoktur bu insanların ve bu
büyük bir ekip olarak İsrail'de şu an yönetimi ellerinde tutuyor bu
insanlar. Yani büyük bir güçtür bunlar. Bir de dindar Yahudiler var.
Bunlar çok hoş insanlar, iyi insanlar bunlar, bunlardan bir zarar
gelmez. Bunlar Allah'tan korkan, ahirete inanan, bütün
peygamberlere sevgi duyan, peygamber neslinden gelen insanlardır.
Ayırımı çok iyi yapmak lazım. Bu düşünce içerisinde Hristiyanlar da
aynı şekilde. Dindar Hristiyanlara karşı benim her zaman savgim, saygım
olur. Ama Hristiyan olduğunu iddia edip de ateistlik yaparsa bu çok
samimiyetsiz ve çirkin bir tavır olur.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI
(20 Aralık 2007)
Adnan Oktar: Bu
dinler arası diyalog şeklinde belirtilmemesi gerekiyor. Yani insani
yaklaşım, arkadaşça konuşulabilir, dost olunabilir, fikir tartışması
yapılabilir, bu anlamda almak lazım. Diyaloğu böyle garip bir tavra
sokmak yanlış tabi. Mesela ben Hıristiyanları severim, Yahudileri
severim, gerçekten Allah'a inanıyorlarsa, dindarlarsa, dinin gereğini
yapıyorlarsa şefkat duyarım. İnsancıl ilişkilerimiz olur. Yemeklerine
giderim, onlar bizim yemeklerimize gelir. Hiristiyan, Yahudilerden kız
alınır evlenilebilinir. Bu dinimizin de bir gereğidir. Ama yani
inançlarının tabi hepsini kabul etmeyiz. Doğru olanlarını kabul ederiz.
Allah'ın birliğini kabul ederiz. Cennet, cehennem konusunda ittifak
halindeyiz. Hz.İsa'nın dönüşü hakkında ittifak halindeyiz. Ama mesela
teslis inancına ben karşıyım. Bu bir şirktir ben bunu kabul etmem. |